27 Ocak 2012 Cuma
20 Ocak 2012 Cuma
ÇARŞI Endüstriyel Futbola ...
Beşiktaş JK'nin başkanının FB'yi kurtarmaya çalışmasından ne kadar rahatsız olduysam, ÇARŞI'nın olaylar ilk patlak verdiğinde ki "aklanın gelin" duruşunu değiştirmesinin arkasından büründüğü sessizlikte bir o kadar rahatsız edici. Her şeye muhalefetiz, ÇARŞI ota boka karşı diye yırtınanlar, RTE'nin annesi için pankart açmayı ihmal etmeyenler nasıl olduysa bütün bu süreci es geçti, yok saydı. Kimse "pankartın, bestenin cezası vardı" diyerek kendini avutmasın, yıllardır tribünde küfür etmenin cezası var, tribün bir kere küfür etmeyi bıraktı mı?
Bu süreçte herkesin cuvaldızı kendisine batırmasından yanayım. Koca kulupten biri çıkıp Demirören'e sen nasıl "şikecileri korursun, bu kulup şerefli ikinciliklerin kulubudur" dememesi ile ÇARŞI'ya laf edilmemesi arasında hiçbir fark yok. Kulup duruşunu belki kaybetmiş olabilir ancak görünen o ki ÇARŞI o duruşu kaybetmek için dünden razı şekilde bekliyormuş.
Bu nasıl taraftar grubudur ki 2003-2004de şampiyonluğumuzu çalan takımın ligde kalması için mücadele eden başkana ses çıkartmaz? Şerefsizce şampiyon olan takımı ligde tutmak için hemen hemen bütün kulupler el birliği ile mücadele ederken sözde adaletin, hakkın, hukukun yanında yer alan grup nasıl olurda bu sefer olanları sadece seyretmekle yetinir?
Keşke Demirören-ÇARŞI ilişkisini bu kadar gözümüze sokmasaydınız, keşke birilerinin adamı olmaktan çıkıp "hür iradenizle" bütün bu olaylara karşı tribünde pankartlar asıp, besteler söyleseydiniz, keşke kulubun kaybettiği duruşu siz herkese gösterseydiniz..
Başlığı tamamlayarak yazıya son verelim;
ÇARŞI endüstriyel futbola karşı değil, sessizce yanında..
23 Eylül 2011 Cuma
Uzun bir aradan son maç yazısı
İkinci yarıda Sağlam, "oyun benim kontrolumde olsun, kontradan ikiyi bulursam ne mutlu bana" diye düşünmüş olacak ki Battalla'yı oyundan çıkardı. Değişiklik sonrası Sağlam'ın planları pek işe yaramadı çünkü Bursaspor ayağında top tutamamaya ve oyunu kendi sahasında kabul etmeye başladı. Tüm bunlara rağmen Beşiktaş'ın kaçırdığı çok net bir pozisyon yok, ataklarda Quaresma'nın topları ezmesi, Simao'nun sürekli ikili mücadelelerde topu kaybetmesi, Beşiktaş'ın bir türlü pozisyona sokamadı. Zaten dakikalar atmışı gösterdiğin Carvalhal'den sahada ki çırpınan takımı, öldürücü hamle gelip Fernandes-Veli değişikliği geldi. Top ezen Quaresma, ayakta kalamayan Simao varken takımı pozisyona sokabilecek tek adamda çıkmış oldu oyundan. Maçın yetmişsekizinci dakikasında Quaresma, hareket yapayım derken kayarak düştü, topu almaya gelen Bursasporlu oyuncuyada makas ile hamle yapınca ikinci sarıdan oyundan ama kızmayın, oyundan çıkarken tribünlere karşı Beşiktaş armasını öptü!
O dakikadan sonra maçtan kopmaya başlayan Bursasporlu oyunculara cezayı dakika seksenyedide Sivok, Ismail'in orta sahadan kullandığı serbest vuruşa, güzel kafa vurarak kesti. Hemen iki dakika sonrasında az adamla yakalanan Bursaspor savunmasının arkasında koşu yapan Holosko'yu Ismail çok güzel gördü ve adrese teslim bir ortayla Beşiktaş'ı öne geçirdi... Bursaspor'un şampiyon olduğu sezon 2-1'den 2-3'ye gelip, o yağmurlu günde bizleri tribünde "hasssiktir" diye kitleyen Bursaspor'dan böylece rovanş alındı ancak hiç umut vaadetmeyen bir oyunla..
Böylesine bir galibiyet o gün o tribünde olan herkese armağan olsun...
19 Ağustos 2011 Cuma
Neredesin Beşiktaşlı?
Tribünleri boş bırakan yönetim mi yoksa taraftar mı? İşte bu soruya cevap nitelediğinde bişiler karalamak zorunda hissettim kendimi…
Öncelikle 2009-2010 sezonu başına dönelim. Hatırlarsanız 2007 seçimlerinde tek başına aday olduktan sonra 3 sene daha koltuğu alan Demirören'in o koltuktan indirilme şansı vardı. 2007'de sus pus duran muhalefet bu sefer Demirören'in karşısına bir aday çıkartmıştı. Ancak o 3 sene içerisinde yaşananları taraftartar unutmamış ve sezona büyük bir tepki ile başlamıştı. Protestolar, tribünde kavgalar derken Demirören tekrar başkan seçildi. Arkasından tribünde ki muhaliflerin sesi kesildi..
2010 yazı Beşiktaş için çok hareketli geçti. daha Önce Mustafa Denizli yerine Schuster geldi arkasından sezon sonuna taraftarın çok istediği "Quaresma" transfer edilmesi yetmedi arkasından "Guti" alındı. Demirören taraftarın istediği oyuncuları almışkken bir güzellik yaparak "2009-2010 sezonunda ki kombine fiyatlarına "zam" yapmadı. Tabii öyle oluncada 15 bin adet kombine bilet satıldı. Sezon ortasında Simao ve Almedia'nın da alınmasından sonra taraftarın iyice gözü boyandı.
Geçen sezon gözünü boyadığı taraftarlara yönetim, bu yaz çok büyük bir darbe vurarak kombinelere " %10 ile %27" arasında zam yaptı. Bunun sonucunda 3150 adet kombine satıldı. Taraftar bilet fiyatlarına isyan ediyor ancak şunu unutuyor, bu zaman geçen sene yapılmayan zamda içine katılarak yapıldı.
Geçen yaz "büyük başkan" ve "başkan bize XxX'i alsana" diye bağıranlar bu sezon kombineler çok pahalı diye bağırıyor. Peki güzel kardeşim Almedia, Guti, Quaresma gibi yıldızlar peynir ekmek karşılığında mı oynuyor? Takımında Necip yerine Fernandes, Mustafa Akyüz yerine Almedia izlemek istiyorsun arkasından bilet fiyatlarına laf ediyorsun. Ne yazık ki bu iş böyle yürümüyor. Beşiktaş kendisini sözde “dünya kulubu” yapan futbolculara yıllık 11.95 milyon € ödüyor. Buda sportif olarak tek başarısı kupa şampiyonluğu olan, tek geliri sponspor ve bilet satışı olan takım için çok fazla maliyet demek. Hani sen “yıldız” oyuncu isterken, işin bu yüzünü hiç düşünmüyorsun.
Hala “Halkın Takımıyız” edebiyatı yapanları görüyorum ancak Beşiktaş “halkın takımı” olmayı “fenerden cimbomdan topçu almayın taraftarı çıldırtmayın, bu taraftar hep arkanızda, gelsin artık Quaresma” bestesiyle bıraktı. Halkın takımında Quaresma, Guti gibi oyuncular oynamaz. Haa sen hem halkın takımı olmak istiyorsun hem de yıldız istiyorsan yaşadığın çelişkiği görmen için yazıyorum bu yazıyı.
Çok uzun zaman sonra Demirören ve yönetimine koz verdin, Beşiktaşlı. Bugün Alania maçından sonra çıkıp açıklama yapan Asbaşkan kendince çok haklı bir açıklama ki yaptı, neyini eleştirebilirsin? Localar satılmış ancak kombineler duruyormuş... Yarın Demirören’de çıkıp “taraftarın her istediğini yaptık ancak onlar takımı yalnız bıraktı” dese, diyecek sözün var mı Beşiktaşlı?
Sen istediğin için yaratıldı bu takım o zaman söyle neden tribünde değilsin?
14 Temmuz 2011 Perşembe
Utanın!
12 Mayıs 2011 Perşembe
Beşiktaş:2 IBB:2 (4-3 PEN)

Schuster gittikten sonra takımın tek hedefi Ziraat Türkiye Kupası'nı kazanmaktı. Tayfur'un göreve geldiğinden beri tek düşüncesi de bu bağlamda olmuş ve ligden koptuğumuz son 8 haftayı, acaba görevde kalır mıyım, düşüncesi ile gençlere ver vermeden oynadığını biliyoruz. Dün o hedefi bir şekilde, çoğunlukla futbol şansı, başarıyla yerine getirdi hoca.
8 Mayıs 2011 Pazar
Bu nasıl nefret?





