29 Ekim 2009 Perşembe

Türk Futbolunda yeni dönem başlıyor..

PDFK derbide yaşanan olayların cezalarını açıkladı.. Fenerbahçeye 2 maç seyircisiz oynama, Bilica ve Keita'ya 3'er maç ceza olarak açıklandı... Sahaya yabancı madde atmak (Keita ve kameramana isabet etti), hakemin kafasını yarmalarına rağmen verilen ceza sadece 2 maç. Üstelik hakemin kafasını yardıkları için maçın tatil edilmesi gerekiyordu.. Peki ligin ilk haftasında Diyarbakırspor'un sucu neydi? Onlarda sahaya yabancı madde atmışlardı ancak 3 maç seyircisiz oynama cezası almışlardı. Üstelik onlar kimsein kafasını yarmamıştı... Ayrıca 2007'de oynanan Galatasaray Fenerbahçe maçından sonra niye Galatasaray 5 maç seyircisiz oynama cezası almıştı? O maçda olan olayların tek farkı sahaya daha fazla pet şise atılmış olmasıydı... Bu cezalardan sonra Türk futbolunda yeni bir dönem başlar.. Bundan sonra İnönü'de, Sami Yen'de, Bursa Atatürk'de sahaya atılan yabancı maddelerin, edilen küfürlerin hesabını kimse soramaz? Çünkü bu cezadan çıkan şey sahaya yabancı madde atmak saha kapama için yetmez, sahanın kapanması için hakemin kafasını yarmalısınız..

1923'den 2009'a...


Cumhuriyetimizin 86. yılı kutlu olsun....

28 Ekim 2009 Çarşamba

Utanç Tablosu



Dudek, Arbeloa, Albiol, Metzelder, Drenthe, Mahamadou Diarra, Guti , Van der Vaart, Granero, Raúl, Benzema işte dün İspanya Kral Kupası'nda İkinci Lig B Grubunda oynayan Alcorcon karşısında çıkan bu 11 deplasmanda 4-0 yenildi.. Sevilla maçıyla başlayan düşüş Real Madrid'de durdurulamaz bir hal aldı.. Böyle giderse Pellegrini'nin koltuğu elinden alınacak..

27 Ekim 2009 Salı

Adam maldan anlıyor...

Dün gece Ntvspor'da yayınlanan Hıncal Uluç ve Mehmet Aslan'ın sunduğu Kırmızı Çizgi programının son dakikalarında Aziz Yıldırım'ın "Tanyeviç'i eleştiren beni karşısında bulur" sözü tartışıldı. Hınçal Uluç her zaman gibi Aziz Yıldırım'ın alehinde korkmadan konuştu. Aziz Yıldırım'ın basın üstünde ki etkisindende bahsederken, basının Aziz Yıldırım'dan korktuğu için onun adını Fenerbahçe'yi eleştirirken kullanamadığından sözetti. Bu sözleri duydukdan sonra gece saat 1 gibi LigTV'de yayınlanan "Haftanın Renkleri" programının tekrarını izleme şansı buldum. Derbide çıkan olaylar hakkında Fenerbahçe taraftarını eleştirirken programda ki hiçbir yorumcu Aziz Yıldırım'ın adını kullanmadı sanki kendi taraftarına futbolcusunu dövdürtten, LigTV'nin kablolarını kestiren, derbide hakemin kafasını yaran, kameramana Votka şisesi atan taraftardan Fenerbahçe yönetimi ve Aziz Yıldırım sorumlu değilmiş gibi konuşuldu.. Eleştirilerin arkasından bütün yorumcular Fenerbahçe yönetiminin bunu yapanları bulacağından emin olduklarını söylerek Aziz babalarının kollarına sığındılar...

İnsan düşünmeden edemiyor Beşiktaş taraftarını her zaman küfüretmekle, takımı olumsuz yönde etkilemekle eleştiren, Demirören'in sözde yapacağı temizleye destek veren basının nasıl oluyorda Fenerbahçe taraftarına tek bir kelime söyleyemiyor? Merak ediyorum aynısını Beşiktaş taraftarı yapsa basın nasıl tepki verirdi??

Son söz olarak Kırmızı Çizgi'de Hınçal Uluç "Aziz Yıldırım'a kızmıyorum aksine takdir ediyorum adam maldan anlıyor" demişti... Gerçekten doğru söylemiş...

22 Ekim 2009 Perşembe

Wolfsburg: 0 Beşiktaş: 0


Öncelikle söze Şampiyonlar Ligi kariyerinde ilk puanını alan Mustafa Denizli ile başlamak istiyorum. Son zamanlarda birçok yazımda eleştirdim Mustafa Denizliyi 4-3-3'de israr etmesi, Bobo'yu Manchester kadrosundan çıkarması, zamanında oyuncu değişikliği yapmadığı konusunda sürekli eleştirdim. Dün ki maçtada ilk oyuncu değişikliği zamanı 81.. Maçın bitmesine 9 dakika var rakip Wolfsburg ve 76. dakikada 10 kişi kalmışlar. 1O kişi kaldıkdan sonra Wolfsburg'un gol atamayacağı belli olmuştu. Peki Mustafa Hoca niye oyuna Serdar Özkan gibi hızlı bir adamı oyuna almadı? diye düşünüyorum aklıma gelen tek şey Mustafa Denizli madem onlar atamiyacak bizde atmayalımda 1 puanı alalım diye düşünmesi.. Şampiyonlar Ligi'nde deplasmanda 1 puan almak için sahaya çıkmak çok mantıksız değildir ancak ortada olan gerçek Beşiktaş biraz hucumu düşünse Wolfsburg deplasmanında özellike son 15 dakika gol bulabilirdi tabii gerekli değişiklikleri yapsaydı...

Wolfsburg maça beklenildiği gibi hızlı başladı. Özellikle ilk 20-25 dakika Beşiktaş kendi yarı sahasından çıkarken zorlandı. İleriye atılan her top Beşiktaş sahasına geri döndü. Yine ilk 20 dakikada Wolfsburg İbrahim Kaş'ı keşfetti. İbrahim Kaş'ın kullandığı kanattan her gelişlerinde yaptıkları ortalarla tehlikeli olmaya çalıştılar ancak Manchester United maçındada kusursuz oynayan Ferrari ve Sivok ikilisi bu maçta mükemmel oynayınca yan toplardan çok pozisyon bulamadılar. Beşiktaş için çok gergin geçen dakikalarda savunmanın dikkatli oluşu sayesinde Wolfsburg gol bulamadı.

Wolfsburg baskısından gol yemeden çıktıkdan sonra Beşiktaş oyunu yavaş yavaş dengelemeye başladı. Arkasından Beşiktaş hucumu düşündü ancak Ernst ve Fink ile başlayan hucumlara Tello ve Ekrem'den beklenilen destek gelmeyince birçok atak başlamadan bitti. Gerekli destek alınamadığı için Fink ve Ernst'in çok top kaybettiği görüldü ancak bunun nedenide Tello ve Ekrem'in yapması gerekenleri Ersnt ile Fink yaptığı içindi...

Beşiktaş'ın tek aksiyan iki yanı Ekrem Day ile Tello'ydu dün akşam.. İlk 25 dakikada Wolfsburg baskısında varlık gösteremeyen İbrahim Kaş bile sonradan düzelilirken bu iki oyuncu maç boyunca sahada yok gibiydi... Ekrem ve Tello maçda olmayınca onların görevinide mecburen ileride ki isimler Bobo ve Nihat yapmak zorunda kaldı. 2-3 pozisyonda Bobo ceza sahasından topu uzaklaştıran isim oldu.. Ayrıca Nihat bir çok pozisyonda orta sahaya gelip topla buluştu ancak yine Beşiktaş'ın hucumda birlik olamaması ve hucumu güçlendirecek oyuncuların kötü performansları Beşiktaş hucumlarını aksattı...

Sonuç olarak Wolfsburg deplasmanından 1 puan ile dönerek bundan sonra oynayacağımız 3 maçımızda kaderimizi biz çizeceğiz.. Gruptan 7 puan ile çıkma ihtimalimiz var ancak Manchester United son maçda Wolfsburg ile deplasmanda karşılasıcak o zamana kadar gruptan çıkmayı garantilerse ki görünen o ki garantiliyecek son maça gençlerle çıkabilir buda Wolfsburg'un o maçdan alacağı 3 puan ile gruptan çıkması anlamına gelir. O zamanda grubun son maçı olan CSKA maçının galibi Avrupa Ligi'nde yoluna devam eder. 4. torbadan Wolfsburg çeken bir ekip olarak bu gruptan Avrupa Ligi'ne katılmamız bile kötü olmaz....

21 Ekim 2009 Çarşamba

Bol gollü bir gece...


Şampiyonar Ligi'nde 3. hafta maçlarının ilk günü tamamlandı. Sonuçlar arasında çok sürpriz şeyler var ancak Star TV Türk futbol severlerin en büyük eğlencesi olan Şampiyonlar Ligi'nden bugün maç yayını yapmadı. Özetlerle geçiştirecekler. Yarında iki maç birden verecekler.. Peki bu akşam Nou Camp'da Barcelona'yı yıkan Türk'ü niye canlı izleyemedik? Yada Benitez'in son kredilerini kullandığı Liverpool'u? Bu akşam hangi maçı verseler bir sürpriz vardı ancak onlar dizileri tercih ettiler Şampiyonlar Ligi yerine....

Bu akşam Nou Camp'da bir Türk çıktı sahneye.. Gökdeniz Karadeniz... Takımına 3 puanı getiren golü atarken aynı zamanda kalan 3 maç için avantaj sağladılar. Rubin Nou Camp'dan 2-1'lik galibiyet ile dönüyor ülkesine... Önümüz bundan sonra kar kış yağmur maçların yapılacağı yerde Rusya olunca ister istemez bir avantaj oluyor... Mourinho İnter ile yine kazanamadı.. Maçın skoru 2-2.. Grupta malubiyeti yok ancak galibiyetide olmayınca 3 maç sonunda aldıkları puan 3.. Liverpool karşısında çok iyi direnen Debrecen kendi evinde Lyon karşısında ilk yarıda maçı kaybetmişti bugünde ilk yarıda maç onlar için koptu. İkinci yarının 88. dakikasında farkı 1'e indirdiler ancak işe yaramadı.. Fiorentina için güzel bir üç puan oldu... 4-3.. Liverpool ile puan farkını 3'e çıkardılar... Liverpool cephesinde ise değişen pek birşey yok.. Anfield Road'da öne geçmelerine rağmen Lyon'a 2-1 kaybettiler... Haftasonu Manchester United maçı var Liverpool'un.. Benitez'in artık son demleri gibi.. ManU maçı kaybedilirse Türk basınında Fatih Terim Liverpool'a mi gidiyor tarzında haberler görmemiz muhtemel... Lyon gibi bir takımıda imrenmemek elde değil.. Juninho, Benzema gibi oyuncularla yolları ayırıp onlar yerine çok iyi takviye yapabilmek ve zorlu gözüken grupta 3'de 3 yapmak gerçekten takdiri hak ediyor... Rangers'ın büyük düşüsü devam etmekde.. En son Sevilla karşısında kendi evlerinde 4 yemişlerdi bugünde Unirea 4'ledi Rangers'ı.. Ne olacak bu takımın hali gerçekten bilmiyorum.. Sevilla, Stuttgart deplasmanında 3-1'lik galibiyet ile dönüyor.. Güç dengesi en dengeli olan G grubunda Sevilla'nın 9, Unirea'nın 4, Stuttgart'tın 2, Rangers'ın 1 puanı bulunuyor.. Unirea'yı daha önce duyan bilen var mı?? Arsenal Alkmaar deplasmanından 1-1'lik sonuç ile dönüyor deplasmanda 1 puanda iyidir. Olympiakos ise kendi evinde her zaman büyük tehdit olmuştur. Bugünde Standart Liege'yi kendi evlerinde 2-1 geçtiler...

18 Ekim 2009 Pazar

O zaman kimin için bu kavga?


Bir önce ki yazımda yazmıştım. Maça Karagümrük atkısıyla gelen insanları... Denizlispor maçında forma atkı, bu maça atkı ve kendi başına haraket bundan sonrada bestelerini duyacağız sanırım bu semt takımının... Beşiktaş tribününe Karagümrük atkısı ile gelip ben hem Karagümrüklüyüm hem Beşiktaşlıyım mantalitesi ne kadar doğrudur? Kimsenin Beşiktaşlılığını sorgulamak benim görevim değildir ancak onlar "2 kupayı unutma vefasızlık yapma" diyerek benimkini sorgulamışlardı. Neyse konumuz Karagümrük değil.. Konumuz tribüne başka takım atkısıyla gelmek.. O zaman karşıdan gelen Asya Kartalları'da maçlara Fenerbahçe atkısı ile gelsin sonuçta Fenerbahçe'de karşının semti onlarda Karagümrüklüler gibi yapabilirler. Yani tribünde Karagümrük atkısı serbest ancak Fenerbahçe atkısı yasak mı? Kaldı ki Beşiktaş İstanbul şehrinin takımı değildir. Beşiktaş İstanbul'da bulunan onlarca semt takımından sadece biridir tek farkı daha fazla taraftarı daha fazla imkanı vardır... Yani ben hem semt takımımı tutarım hem Beşiktaş'ı diyen bir adam kendiyle çelişir... Böyle adamlara sormak istiyorum siz neyin kavgasını kim için veriyorsunuz? Yani iki takım birden tutmak, tutabilmek aynı anda iki sevdaya bağlanabilmek gibidir.. Her zaman biri aldatılır ve gün gelir sevdalılar karşı karşıya gelir o zaman ne yapacaksınız... Benim tek isteğim Karagümrükspor ile Türkiye Kupası'nda eşleşmemiz o zaman bu adamların neci olduğunu daha iyi öğrenebiliriz...

Dün akşamdan notlar...


Dün gece Beşiktaş oynadığı oyunu Es-Es karşısında yada Fenerbahçe karşısında oynarsa puan alabilir mi? Tabii ki hayır.. Mustafa Hoca'nın sistemsizliği takımı her geçen gün kötü top oynamaya itiyor aslında sistemsizlik diyemeyiz kafasında ki 4-3-3 sistemi için henüz hangi futbolcunun nerede oynayacağını bilemiyor onun içinde oyuncular her maç farklı mevkiide oynuyor. Mustafa Hoca'nın anlaması gereken şey bu takımın 4-3-3 oynayamayacağı. Bu takımın sol açığı yok, tek forvet özelliğinde oynayabilecek oyuncusu yok, sağ açık olarak Serdar Özkan ve Holosko var onlarda bir varlar bir yoklar, orta saha desen Xavi ve İniesta'mız yok sadece Ernst'imiz var başkada kimsemiz yok.. Sonuç olarak bu takım 4-3-3 oynamaz..

Kasımpaşa maçı öncesi en çok merak edilen şey haftaiçinde yaşanan ForzaBeşiktaş'ın yayınlağı "bildiri"den sonra çıkan krizin tribünleri nasıl etkileyeceğidi birde Denizlispor maçında paralı askerlerin tribünde olup olmayacağıdı. Dün akşam o paraları askerler yine tribündeydiler. Yerleri yine aynıydı Kapalı Alt orta taraf. Yine Karagümrük atkılarıyla gelinmiş yine Demirören aleyhinde tezarahutlara eşlik etmediler. Şasırmadım ancak şasırdığım notka Kasımpaşa ile Karagrümrük arasında bir olay varmış. Kasımpaşa sürekli bu adamlara laf ettikce bu adamlarında kendi başlarına karşılık vermesi oldu. Bir tek tribünde Karagümrük bestesi duymadık sanırım oda çok yakında olacaktır. Maç sonunda bu adamlar hep birlikte Kapalı'nın eski açık tarafına gidip hep birlikte Kasımpaşa alehinde bağırdılar ancak Beşiktaşlı değil Karagümrüklü olarak!!!... Başkan temizliği yapamaz ancak tribün kendi içinde bu temizliği yapmalı... Ayrıca her golden protesto sesinin yükselmesi bende dahil olmak birçok kişiği şasırttı açıkcası ancak bu taraftarın yapılanlar unutmayacağını, orada Beşiktaşlı oldukları için geldiklerini ve takımı destekliyoruz, yönetimi değil mesajı gerçekten yerinde ve güzeldi....

Beşiktaş'ın iki suskun golcüsünün gol atması onlar açısında moral olur diyenlere gülüyorum geçen hafta Denizlispor karşısında gol atan Tabata'da dün akşam çok moralliydi, çok iyi hazırlanmıştı sahada gören duyan var mı kendisini? Nihat ve Bobo içinde aynı şey olacak bu sistemsizlik içinde maça ne kadar iyi başlasalarda kendiliğinden eriyip gideceklerdir...

Hüseyin Göçek hakkında birşey yazmak istemiyorum çünkü hakemler hakkında ne kadar yazarsam boş... Yaptıklarını dün gece herkes gördü....

15 Ekim 2009 Perşembe

FM 2010 Demo - Kısa İnceleme

Yaklaşık iki saat önce Hollanda'da yaşayan abim haber verdi FM 2010 demosu çıktı diye. Hemen siteye girip oyunu indirdim. Hemen belirteyim iki farklı demo yayında şuan biri Vanilla diğer Strawberry.. Aralarında ki fark. Strawberry'de demoyu torrent yada steamden indirmek zorundasınız ancak Türkiye'de ligide dahil olmak üzere birçok ligde demoyu oynayabiliyorsunuz. Vanilla'da ise sadece Büyük Britanya liglerinden takım secebiliyorsunuz. Demo olduğu için Man. Utd ile başlasamda sorun olmaz diye düşündüm...



Oyuna ilk başladığınızda ilk farkına vardığınız şey sağ yada solda olan menü barlarının artık yukarıda olması. Alışması biraz zaman alıyor ancak alıştıkdan sonra gerçekten kullanışlı olduğunu anlıyorsunuz.. İndirdiğim demo Vanilla olduğu için sadece Light skin ile var ancak diğer demoda Dark skinde secilebiliyor(muş).

Oyunda ki bir diğer yenilik ise taktik ekranında olmuş. FM ilk taktik atılımını 2009'da yapmış ve sağa sola olan taktik oklarını kaldırmış onun yerine sadece ileri ve geri ok yapabiliyorduk. Artık ok ile uğraşmıyoruz SiGAMES ok olayını kökünden çözmüş onun yerine oyuncuların mevkiilerine tıklayarak onlara oyun içinde nasıl oynacaklarını belirtiyoruz. Buna görede birçok secenek mevcut. Özellikle kanat ve orta sahanın ortası secenekler bir hayli fazla.. Team instruction kısmında ise bir kaç yenilik var. İlki oyun mentalitesi iki farkı sekile ayrılmış durumda; Philosophy ve Starting Strategy. Philosophy, takımınızın maça başlama felsefesini ayarliyabiliyorsunuz. Starting Strategy, ise maça nasıl başlayacağını belirliyorsunuz... Bir yenilikde Roaming olayı; ileride oynayan adamlarını sürekli yer değiştirerek oynuyor...


Geçen sene yapılan 3D devrimi bu sene geliştirilerek sürdürülmüş. 3D'ye eklenen taraftar ve tribünler maça ayrı hava katıyor ayrıca geliştirilmiş görüntü ve sideline kameraları ile çok daha gerçekci bir şekilde maç izleyebiliyorsunuz... Ayrıca bir yenilikte maç motoruna eklenmiş. İlki oyuncularınıza saha kenarından taktik verebiliyorsunuz, ayağa pas, ileride topa bas gibi - aşağıdaki fotoğrafta hepsini görebilirsiniz- .




Uzun lafın kısası Sigames yine bizi uykusuz bırakıcak bir oyun yapmış... FM 2010 çıktıkdan sonra kimsenin dönüp CM 2010'a bakacağını sanmıyorum... Oyunun çıkış tarihin hatırlatmakda yarar var... 30 Ekim 2009!!

Mehmet Demirkol'a Kulak ver TFF


Mehmet Demirkol'un her dediğine hak vermemek mümkün değil. A Milli Takım hocalığı için dediklerini hiçe saymak, dinlememek gerçekten haksızlık olur.. Ne dedi peki Mehmet Demirkol? Yanlış hatırlamıyorum 12 Ekim'de yazdığı yazının başlığı "Abdullah Avcı’ya sabredebilir misiniz?" yazdığı şey basitti yeni gelen jenerasyonu en iyi tanıyan, onlarla daha önceden calışmış, Avrupa Şampiyonu olmuş, Dünya Kupası'nda 4. olmuş bir teknik adam olarak tanımlıyor Abdullah Avcı'yı. Alt yapı düzeninide gayet iyi bilen biri Abdullah Avcı ancak tek sorun var.. Başlıktada yazdığı gibi Abdullah Avcı'ya sabredebilir miyiz? Cevabı bu sorunun çok basit eğer gelecekse Türk futbolunun gelişmesini istiyorsak sabretmeliyiz, inanmalıyız ve Abdullah Avcı'ya güvenmeliyiz... Yeni gelecek yabancı hoca büyük ihtimalle ona sunulacak olan oyuncular arasından secip yapıp kadroları oluşturacak, altyapıya önem vermeyecek ve Fatih Terim'in aldığı paradan daha fazla alacak yani 2 malubiyet sonrasında "Vay efendim bu adam bilmem ne kadar maaş alıyor ama memur aç" tarzında eleştiriler gelecek.. Yeni teknik adam yerli olmalı adıda Abdullah Avcı olmalı.... Ayrıca Mehmet Demirkol'un 13 Ekim'de yazmış olduğu yazıyıda okumanızı tavsiye ederim...

14 Ekim 2009 Çarşamba

Ey gidi günler..


Çarşı'nın eski günlerinden....

Bir günde tribün temizliği(!)


Demirören dün yaptığı konuşmada tribünleri temizleyeceğini söylemişti. Bu dediğini bir günde yaptı.. Bu kadar hızlı bir temizliği kimse beklemiyordu büyük ihtimalle...

Resim; forzabesiktas'ın girişinde yer alan açıklamadır.

12 Ekim 2009 Pazartesi

Çarşamba gecesi Cehennem gibi..


2010 Dünya Kupası'na katılacak ülkeler yavaş yavaş belli olmaya başlarken dünyanın gözü Çarşamba gecesi Güney Amerika'da olacak.. Oynanacak olan 2 maç var ki ne düşünsen, ne desen boş... İlk maç Şili-Ekvator. Şili, Bielsa yönetiminde 2010'a gitmeyi garantiledi, Ekvator avantajını kullanamayarak kendisini ateşe attı. Dünya Kupası'na gitmek için bu maçtan mutlaka 3 puan almak zorundalar... Gecenin diğer maçı ise Uruguay-Arjantin arasında oynanacak. Eğer Şili futbol tabiri ile Ekvator'a yatarsa Uruguay-Arjantin maçında neler olabileceğini düşünmek dahi insanı heyecanlandırıyor çünkü Ekvator'un alacağı 3 puan onların puanını 26 yapacak buda en kötü beşinci yapacak yani Uruguay yada Arjantin'den biri Dünya Kupası'na katılamayacak.. Geçen gece Tanrı'nın eli Arjantin'den yanaydı bakalım Çarşamba akşamı Tanrı mı yoksa Şili mi futbolun kaderini etkileyecek..

11 Ekim 2009 Pazar

Türk Milli Takımı? Dünya Kupası? Fatih Terim?


2002 Dünya Kupası daha dün gibi... İlk maçımız Brezilya karşısında Hasan Şaş atıyor öne geçiyoruz arkasından Brezilya eşitliği sağlıyor sonra tartışmalı bir penaltı kararı ve maçı 2-1 kaybediyoruz ancak oynadığımız oyun hem Kosta Rika'ya hemde Çin'i yenmemize yetecek bunu biliyoruz. Son iki kalan maçımıza var gücümüzle asılacağız, ülke olarak inanacağız ve gruptan çıkacağız biliyoruz... Önce rakip Kosta Rika mutlak galibiyet almalıyız çünkü Kosta Rika'nın üç puanı var.. Kazanırlarsa gruptan çıkacaklar... Dakika 56'da Emre çıkıyor atıyor arkasında tam bitti derken 86'da yiyoruz maç 1-1 bitiyor.. Olsun diyoruz umutlarımız devam ediyor. Nasılsa Brezilya Kosta Rika'yı yener bizde Çin'i yeneriz çıkarız bu gruptan diyoruz... Çin maçına çıkıyoruz dakika 9 skor 2-0 artık herşey güzel bizim açımızdan, kulaklar Brezilya maçında.. Dakika 45 oluyor Brezilya 3-0 önde... Maçlar böyle biterse çıkıyoruz.. İkinci yarılar biz Ümit Davala ile golü buluyoruz maçı 3-0 alıyoruz Brezilya'da Kosta Rika'yı 5-2 mağlup ediyor... Gruptan çıkıyoruz...

Burada hikayeyi kesiyorum..... Kosta Rika karşısında berabere kalıyoruz ve umutlarımız son maça taşıyoruz yani yine başkasına bel bağlıyoruz tıpkı 2010 Dünya Kupası elemelerinde yaptığımız gibi... Estonya ile berabere kalıyorsun, İspanya karşısında son dakikalarda puan kaybediyorsun ve en önemli rakibin olan Bosna'dan 3 puan alman gereken maçta gidiyorsun deplasmanda puan veriyorsun. Sonrada 10 Ekimi beklemeye başlıyorsun.. Bosna önce Estonya'ya puan kaybedecek arkasında İspanya'ya grubun son maçında puan kaybedecek bizde 2'de 2 yapacağız ve gruptan çıkacağız diye umut ederek bekliyorsun ancak bu sefer birşeylerin eskik.. 2002'de olan ancak şimdi olmayan birşey... "İNANÇ" yok bu sefer. Ne Milli Takım'ın oynadığı futbol seni gruptan çıkmaya inandırıyor ne de çıkmak için bel bağladığın takıma inanıyorsun... Çünkü bu sefer bel bağladığın takım Brezilya değil Estonya hani senin deplasmanda puan kaybettiğin, grupta oynadığı maçlardan sadece 5 puan toplayan (2 beraberlik 1 galibiyet) takıma Dünya Kupası yolunda bel bağlarsan yanacağını bilirsin... Öylede oluyor dün akşam Estonya-Bosna, Belçika-Türkiye maçından önce oynuyor... Bosna maçı kazanıyor ve ön elemeyi garantiliyor..

Belçika maçına çıkarken hiçbir hedefin olmadan çıkıyorsun... Böyle çıktığın maçta zaten galibiyet bekleyemezsin, puan alırsan şanslı sayılırsın ancak Belçika yeniden yapılan sürecinde olduğu için maçı ciddiye alıyor.. Kaybediyorsun... Kaybettiğin şey sadece maç değil, Dünya Kupası'na katılım şansı.. Hani 2002'de üçüncü olduğun, dünya basınının haftalarca kendinden söz ettirdiğin kupaya arka arkaya ikinci sefer katılamıyorsun... Bundan öncede seni bu kupaya götüremeyen adam yine başarısız oluyor.. Ancak bu sefer bir farkı var, başarısızlığı kabul edip görevi bırakıyor...

5 Ekim 2009 Pazartesi

Bir kehanet..


14 Ekim'de oynanacak olan Ermenistan maçından sonra Fatih Terim büyük ihtimalle Milli Takım'da ki görevinden ayrılacak amacı Avrupa'da takım yönetmek olan Fatih Terim için şuan bir takım yok... 2010 Haziran'a kadar beklemesi gerekecektir.. Peki Milli Takım için boşta kimler var? Yabancı teknik direktör istenirse Lucio Spaletti, Marco Van Basten ve Jurgen Klinsmann'dan biri olabilir ayrıca şuan Bondonkor'u çalıştıran Scolari'de listeye eklenebilir... Peki ya karar yine Türk hoca ile devam etmek olursa? O zaman boşta olan sadece iki isim var... Ersun Yanal ve dün istafa eden dünyanın en karizmatik adamı Bülent Uygun... Türk Hocada karar kılınırsa Ersun Yanal'ın getireleceğini düşünmüyorum bundan önce yaşattıklarından dolayı o zaman geriye tek biri kalıyor oda Bülent Uygun! Bülent Uygun'a emanet bir Türk Milli Takımı gerçekten düşünemiyorum.....

Hellfest 2010


Fransa'da yapılan Hellfest 2010'un ilk grupları açıklandı... Headliner olarak şuan için Immortal ve Twisted Sister var... Ayrıca geçen sene Wacken'da ortalığı dağıtan Walls Of Jericho'da açıklanan gruplar arasında... Bilet fiyatları şuan 99€ ve elektronik yani kargo masrafı ve kargo bekleme derdi yok..

Açıklanan gruplar;

7 SECONDS - AGNOSTIC FRONT - ARCHITECTS - ARCH ENEMY - ATHEIST – BEHEMOTH - BLACK COBRA - BLOODBATH - BORN FROM PAIN - COUNT RAVEN - DARK FUNERAL DYING FETUS - EARTH CRISIS - FINNTROLL - GENERAL SURGERY - GHOST BRIGADE – GWAR - IMMORTAL - KAMPFAR - NEGURA BUNGET - OBSCURA - RWAKE - SAVIOURS - SECRETS OF THE MOON - SEPULTURA - SUFFOCATION - SWALLOW THE SUN - SWORN ENEMY - TANKARD - TWISTED SISTER - WALLS OF JERICHO - WEEDEATER

Paralı askerlerden Beşiktaşlılık dersi...


Bu pankartı açanlar, açtıranlar her kimse tarafını satılmışlığını belli etmiştir. Fiyatları nedir bilmiyorum ancak 2 kupa ile mest olan, takımın gerçek halini görmeyen, 40 gün 40 gece şampiyonluk kutlayanda, Ali Sami Yen'e küfüredende bu zihniyettir... Avrupa'da ki hezimetleri, boşa harcanan milyon dolarları, yapılan gereksiz transfleri, Beşiktaşlılık duruşunu hiçe sayan açıklamalar ve yaptırımları unutmuş ne hikmekse 2 kupayı unutmamışlar.. Birde bunları unutmayıp tepki gösterenlere VEFASIZ deme hakkını kendilerinde bulmuşlardır... Helal olsun sizlere büyük Beşiktaşlılar eğer siz ortalıkta Beşiktaşlıyım diye geziyorsanız ben gezmeyeceğim bundan sonra benim Beşiktaş aşkım para ile satın alınamaz ancak sizinkiler çok birileri tarafından alınmış...

Rezilliğin adı Demirören #2

Bundan önce Kapalı tribünün çatısına alınan reklamlar için aynı başlığı kullanmıştım. Geçen Denizlispor karşısında yaşanan olaylar içinde bu başlığı uygun gördüm. Aslında başlık yetersiz kalır...

Kayserispor malubiyetinin arkasında CSKA Moskova karşısında hiçbir varlık gösterememek, son 6 yılda yaşananlar, yapılan sacma transferler ve Moskova dönüşü yapılan yumurtalı saldırı hepsi bunların Denizlispor maçının nasıl bir atmosferde gececeğini az çok belli ediyordu. Denizlispor maçında protesto olacağı, tribünlerin hep bir ağızdan YETEEER YILDIRIM DEMİRÖREN YETEEER diye bağıracağını biliyorduk ancak bilmediğimiz birşey vardı oda Demirören'in parası, tribün liderlerinin bedava bilet aşkı....

Her zaman ki gibi Kapalı Alt'ta yerimizi almış maçın başlamasını nekliyorduk ancak tribündeki gerginlik maç başlamadan belli olmuştu. Birileri Demirören'i korumak geri kalan ise göndermek istiyordu ondandır ki YETER YILDIRIM DEMİRÖREN YETER tezarahuatı söylenirken bazıları tribünde sessiz kaldı... Maç başladığında ise hiçbişi olmamış gibi takımı desteklemeye başlayanlara yuhalandı arkasındanda paralı liderler ve onların capulcuları devreye girerek herkesi susturmaya, Demirören'i kendi babalarıymış gibi korumaya çalıştılar... Beşiktaş'a destek besteleri baktılar ki yuhalanıyorlar o zaman devreye "para ve bedava bilet aldık lan o kadar" adama sırt ceviremeyiz düşüncesi girdi ve para ile satın alınmış, Beşiktaşlı olduklarına bile şüphe ettiğim çapulcular bildikleri en iyi şeyi yaptılar, kavga çıkararak tribünleri birbirine düşürdü...

Beşiktaşlının Beşiktaşlıya vurduğu tribünleri büyük ihtimalle içten içe gülerek izlemiştir Demirören nasılsa bunun olacağını en başında beri biliyordu... Kapalı Üst'te gerçek Beşiktaşlılar susturulup yerlerine paraları adamlar koymak gibi bir rezilliği zaten Demirören'den başkası yapamazdı..

4 Ekim 2009 Pazar

Bülent Uygun gidiyor..

Az önce açıkladı Sivasspor-Antalyaspor maçı sonrasında ayrılacakmış Sivasspor'dan... Yerine Samet Aybaba gelirse kesinlikle şaşırmam.. Bu kadar antipatik kulube o kadar antipatik adam yakışır....


Not: Dün ki Beşiktaş maçı hakkında yazıyı akşam saatlerinde eklerim...