11 Ekim 2009 Pazar

Türk Milli Takımı? Dünya Kupası? Fatih Terim?


2002 Dünya Kupası daha dün gibi... İlk maçımız Brezilya karşısında Hasan Şaş atıyor öne geçiyoruz arkasından Brezilya eşitliği sağlıyor sonra tartışmalı bir penaltı kararı ve maçı 2-1 kaybediyoruz ancak oynadığımız oyun hem Kosta Rika'ya hemde Çin'i yenmemize yetecek bunu biliyoruz. Son iki kalan maçımıza var gücümüzle asılacağız, ülke olarak inanacağız ve gruptan çıkacağız biliyoruz... Önce rakip Kosta Rika mutlak galibiyet almalıyız çünkü Kosta Rika'nın üç puanı var.. Kazanırlarsa gruptan çıkacaklar... Dakika 56'da Emre çıkıyor atıyor arkasında tam bitti derken 86'da yiyoruz maç 1-1 bitiyor.. Olsun diyoruz umutlarımız devam ediyor. Nasılsa Brezilya Kosta Rika'yı yener bizde Çin'i yeneriz çıkarız bu gruptan diyoruz... Çin maçına çıkıyoruz dakika 9 skor 2-0 artık herşey güzel bizim açımızdan, kulaklar Brezilya maçında.. Dakika 45 oluyor Brezilya 3-0 önde... Maçlar böyle biterse çıkıyoruz.. İkinci yarılar biz Ümit Davala ile golü buluyoruz maçı 3-0 alıyoruz Brezilya'da Kosta Rika'yı 5-2 mağlup ediyor... Gruptan çıkıyoruz...

Burada hikayeyi kesiyorum..... Kosta Rika karşısında berabere kalıyoruz ve umutlarımız son maça taşıyoruz yani yine başkasına bel bağlıyoruz tıpkı 2010 Dünya Kupası elemelerinde yaptığımız gibi... Estonya ile berabere kalıyorsun, İspanya karşısında son dakikalarda puan kaybediyorsun ve en önemli rakibin olan Bosna'dan 3 puan alman gereken maçta gidiyorsun deplasmanda puan veriyorsun. Sonrada 10 Ekimi beklemeye başlıyorsun.. Bosna önce Estonya'ya puan kaybedecek arkasında İspanya'ya grubun son maçında puan kaybedecek bizde 2'de 2 yapacağız ve gruptan çıkacağız diye umut ederek bekliyorsun ancak bu sefer birşeylerin eskik.. 2002'de olan ancak şimdi olmayan birşey... "İNANÇ" yok bu sefer. Ne Milli Takım'ın oynadığı futbol seni gruptan çıkmaya inandırıyor ne de çıkmak için bel bağladığın takıma inanıyorsun... Çünkü bu sefer bel bağladığın takım Brezilya değil Estonya hani senin deplasmanda puan kaybettiğin, grupta oynadığı maçlardan sadece 5 puan toplayan (2 beraberlik 1 galibiyet) takıma Dünya Kupası yolunda bel bağlarsan yanacağını bilirsin... Öylede oluyor dün akşam Estonya-Bosna, Belçika-Türkiye maçından önce oynuyor... Bosna maçı kazanıyor ve ön elemeyi garantiliyor..

Belçika maçına çıkarken hiçbir hedefin olmadan çıkıyorsun... Böyle çıktığın maçta zaten galibiyet bekleyemezsin, puan alırsan şanslı sayılırsın ancak Belçika yeniden yapılan sürecinde olduğu için maçı ciddiye alıyor.. Kaybediyorsun... Kaybettiğin şey sadece maç değil, Dünya Kupası'na katılım şansı.. Hani 2002'de üçüncü olduğun, dünya basınının haftalarca kendinden söz ettirdiğin kupaya arka arkaya ikinci sefer katılamıyorsun... Bundan öncede seni bu kupaya götüremeyen adam yine başarısız oluyor.. Ancak bu sefer bir farkı var, başarısızlığı kabul edip görevi bırakıyor...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder