26 Kasım 2009 Perşembe

Kanserin ver beynine DİO


Günlerdir hastanede yatan Dio hakkında açıklama bugün geldi.. Dio'ya mide kanseri teshisi konulmuş... Buradan krala, babaya, efsaneye geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum..

Neler oluyor bize??




Bugün kü zaferi yaşatan herkese sonsuz teşekkürler... İnsan düşünmeden edemiyor ne olurdu Wolfsburg'u burada yensek, CSKA'ya orada kaybetmesek? Neler değişirdi bugün gerçekten düşününce insanın içi acıyor.. Özellikle burada ki Wolfsburg maçını düşünmek tam bir hayal kırıklığı...

Benim anlamadığım nokta ise sezon başında yaptıklarınız, CSKA maçında ki dökülen oyun, Wolfsburg karşısında ki rezillik yaşatan takım nasıl oluyorda bu kadar kısa sürede düzeliyor.. O günlerden bugünlere ne değişti gerçekten merak ediyorum..

Bana göre; oynadığımız son iki maça bakınca sonuç ortaya çıkıyor... Fenerbahçe'yi 3-0, Mancherster United'ı deplasmanda 1-0 yendik.. Kadrolara bakın kimler yok? Nihat ve Tabata... Yani bu takıma gereksiz olarak transfer edilen oyuncular yok. Neymiş şampiyon olan takıma fazla oyuncu alarak değil Ferrari gibi Fink gibi gerekli bölgelere transfer yaparsan başarılı olurmuşsun.. Yani bu takımın oyun düzenini Nihat ve Tabata bozmuş, bozuyormuş... Bundan sonra ne zaman tekrar kadroya girerler bilemiyorum ancak Nihat ve Tabata'ya yedek kulubesinde mutluluklar diliyorum.. Sizlerinde bu düzelme nedeni olarak neleri gördüğünüzü merak ediyorum? Yorum olarak paylaşırsanız sevinirim...

23 Kasım 2009 Pazartesi

KİSS, Hellfest 2010'da


Bugün açıklandı KISS, Hellfest 2010'a çıkıyor.. Daha önceden bi gruplara buradan bakabilirsiniz... Benim gibi biletini aylar önceden Wacken için alan var mıdır bilmiyorum ancak Wacken KİSS ve Twisted Sister açıklamazsa, Haziran ayında Fransa yolları gözüküyor...

22 Kasım 2009 Pazar

Biri bizi gözetliyor #1





O1: Emniyet
02: Beşiktaş Taraftarı
03: Yıldırım Demirören
04: Keşke burada olsaydı Celalettin Cerrah

Sanma ki unuttuk...


Dün akşam herşey güzeldi. Güzel bir galibiyet aldık ve en önemlisi taraftardı. Beklenilenin aksine taraftarlar arasında hiçbir olay yaşanmadı. Birtek sanırım devre arasında ufak bir arbede yaşandı... Dün gece ki maç taraftar için çok önemliydi. Fenerbahçe'yi uzun zamandır ligde yenemiyorduk ve dakika 60'da maç 2-0 oluncada geri kalan yarım saat boyuncada iyi makara oldu... Ancaaak.... Sanma ki unuttuk seni Demirören, sanma ki bir daha ki maç o tribünler YETEER YILDIRIM DEMİRÖREN YETEER diye inlemeyecek...

Neyleyim başarıyı galibiyetiii Başkanlıktaa sen oluncaaaa Bazen seviiinnç paso kedeeeerr Demirören artık yeteeeerr....

FİNKiyoruz FİNKiyoruz doymuyorlar efendim...


Nasıl anlatılır bilmiyorum.. Uzun uzun yazmaya gerekte yok sanırım skor, oyun, taraftar herşey ortada.. Dün güzel başladı güzel bitti... Maçın skoru net 3-0... Bu skoru yaratmamızda baş faktör olan İbrahim Üzülmez'e sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.. Hayatının en iyi maçını çıkardı belkide... Fink'e attırdığı golde pası sağ ayağı ile verdi.. Fink'te inanılmaz vurdu topa.. Tello azıcık oynamak istediği zaman neler yapabileceğini gösterdi.. Bu adamı kazanmak için zam yapmak gerekiyor yapılmalı diye düşünüyorum..

Takım son iki sezondur oynadığı en iyi oyunu oynadı. Maçı stadda izlerken çok göze batmıyordu ancak LigTv'de gece tekrarı izlediğim zaman orta sahada Ernst ve Fink dışında topa herkes basmış. Sanırım derbi havası takımı iyi motive etmiş. Ayrıca kurt hoca dediğin Daum değil Mustafa Denizli'dir.. Fink'e Alex'i adam adama verip Alex'i resmen oyundan sildirdi. Alex'siz Fenerbahçe ise sıradan bir takımdan farklı değil zaten.. Fenerbahçe'de dün akşam tek top oynayan adam Gökhan Gönül'dü.. Türkiye liginde ki en iyi sağ bek diyebiliriz Gökhan Gönül için.. Umarım en kısa zamanda Avrupa'da görürüz kendisini...

Maçın bana göre iki tane kırılma anı var. Biri dakika 7 Serdar Özkan'ın kaçırdığı pozisyon diğeri Alex'in 45. dakikada direkten dönen frikiki. Onlardan biri gol olsa maç daha farklı olabilirdi her iki takım adınada.. Bize dün akşam bu sevinci yaşatan herkese sonsuz teşekkürler...

19 Kasım 2009 Perşembe

Tanrı'nın elleri...

86 Dünya Kupası Arjatin-İngiltere
Tanrı elini maçı Arjantin'in kazanması için Maradona'ya uzatıyor..


2010 Dünya Kupası elemeleri play-off maçı
Fransa-İrlanda
Aradan 23 yıl geçiyor bu kez Tanrı elini Dünya Kupası elemelerinde Fransa'nın kupaya katılması için Henry'e uzaktıyor..

Resim Ekle

Ronnie James Dio Hastanede!!




Ronnie James Dio hastaneye kaldırılmış.. Karısı ve menejeri olan Wendy Dio'nun dediğine göre d aha önceden açıklanan Avrupa turnesi iptal edilmiş durumda.. Umarım ciddi birşeyi yoktur..

Dünya Kupası 2010






Dün gece oynanan maçlarla Dünya Kupasına gidecek takımlar belli oldu. Güney Amerika elemesinde sürpriz olmadı Uruguay bileti aldı... Avrupada ise beklenmedik olaylar oldu.. Öncelikle Avrupa şampiyonasında oynadıkları futbol ile herkesi şaşırtan Rusya Slovenya'ya elenerek büyük bir sürpriz yaptı. 2008'den 2010'a yaşanan bu duruma düşüş mü yoksa futbolun güzelliğimi demeliyiz bilmiyorum ancak Hiddink'siz Rusya'sız bir Dünya Kupası bizi bekliyor. Ukrayna Yunanistan maçında kim çıksa sürpriz olmazdı benim için Yunanistan aldı Ukrayna'dan bileti. Son yıllarda avrupada parlayan Bosnalı yıldızların milli takımlarına büyük katkılar yapamaması düşündürücü bir durum.. Portekiz karşısında da her iki maçıda 1-0 kaybederek veda ettiler Dünya Kupasına... Portekiz gidiyor....

Gecenin en çok tartışılan maçı ise Fransa-İrlanda arasında oldu... Fransa ilk maçı 1-0 kazanmıştı deplasmanda. Dün oynanan maçda 90 dakika İrlanda'nın 1-0'lık üstünlüğü ile bitti.. Uzatma dakikalarında Fransa'nın attığı gol ile maç 1-1 biterken Fransa Dünya Kupası biletini aldı... Fransa'nın attığı golde Henry'nin topu elle aldığı her açıdan belli oluyor. Özellikle ters açıdan izlediğiniz zaman topu avuçladığını görebiliyorsunuz.. İrlanda'ya gerçekten çok yazık oldu... Top oynamayan, futbol adına güzel hiç bişi yapmayan Fransa yani Platini'nin takımı gidecek Dünya Kupası'na.. Umarım 2002'de olduğu gibi yine rezil bir Dünya Kupası geçirirler...



NOT: Evde ki tadilat, okul, futbolsuzluk derken bir hafta bloga pek bişiler giremedim... Yarın evde ki tadilat bitiyor.. Blogada geri dönüş yapıyorum...

14 Kasım 2009 Cumartesi

Safları daha da sıklaştırıyoruz...


"Denizlispor ve Wolsfburg maçlarında tribünlerden yükselen kötü tezahürat ve çıkan olaylar nedeniyle aralarında amigo Alen Markaryan'ın da bulunduğu 36 Beşiktaşlı taraftara 1 yıl statlara giriş yasağı ve 2 bin tl para cezası verildi."

kaynak: ntvmsnbc

Demirören'in yapmaya karar verdiği temizlik başladı sanırım... Temizlik derken yanlış anlaşılmasın birkaç hafta önce tribünleri dövenlere ceza verilmedi.. Birkaç hafta önce protestoyu başlatanlar ceza aldı... Tribünde ne olacağını merak ediyorum ancak içimizde ki İrlandalılar da umarım doğruyu görmüştür.. Fenerbahçe maçında yönetimden değil taraftardan yana olurlar...


Yönetimin amacı tribünleri korkutup susturmak ise o cezayı bende alana kadar inadına;

YETER YILDIRIM DEMİRÖREN YETER!!!

13 Kasım 2009 Cuma

Kura şanssızlığı...


Beşiktaş'ın Avrupa Kupalarında kura şanssızlığını hepimiz biliyoruz. UEFA son torbada Tottenham çekmiştik bu senede Şampiyonlar Ligi'nde son torbadan Wolfsburg çeken bir takım Beşiktaş... Bugün çekilen İspanya Kral Kupası kuralarında acaba Beşiktaş gibi kura şanssızlığı yaşayan bir takım çıktı ortaya.. Alcorcon...

İspanya Kral Kupası'ndaReal Madrid'i kendi evinde 4-0 yenip deplasmanda 1-0 yenilmiş olsada turu atlayan taraf olmuştu Alcorcon.. Bugün çekilen İspanya Kral Kupası kuralarında Alcorcon, Barcelona ile eşleşti.. İlk maçı kendi evlerinde oynayacaklar.. Guardiola acaba Real Madrid'i deviren Alcorcon karşısında yedeklerle mi yoksa as kadroyla mı çıkacak bekleyip göreceğiz.. Ancak bir takım bu kadar şanssız olabilir diye düşünmeden edemiyor insan.. İlk tur Real Madrid, ikinci tur Barcelona...

11 Kasım 2009 Çarşamba

Sonsuza Dek...

Real Madrid'in vedası...


2 hafta önce deplasmanda 3. lig ekiplerinden Alcorcon'a 4-0 yenilen Real Madrid rövanş maçını kendi evinde 1-0 kazanarak kupaya veda etti. Gol dakika 82'de Van Der Vaart'tan geldi.. Maçdan önce herkesin beklediği Real Madrid'in Alcorcon'u gol yağmuruna tutacağıdı onun içindir ki Bernabeu'da tribünler doluydu ancak beklenen sonuç gelmedi... Bugün maça çıkan kadro ile ilk maça çıkan kadro arasında pek fark yok.. Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkmayı garantiledikten sonrada muhtemelen aynı kadroyu kullanır belki daha güçsüzü bile çıkabilir Pellegrini.. Bugün çıkan 11; Dudek, Lass, Pepe, Albiol, Arbeloa, Diarra, Gago, Higuain, Kaka, Raul ve Van Nistelrooy...

Geçtiğimiz sene Real Madrid böyle bir malubiyet alsa insanlar pek şasırmazdı belki bu kadar gözede batmazlardı ancak bu yaz transfere milyon dolarlar (milyon eurolar harcamak kulağa hoş gelmiyor) harcayıp 3. lig ekibine elenmek Real Madrid'i kötü duruma düşürüyor.. Pellegri'nin koltuğu artık Şampiyonlar Ligi'ne bağlı orada alınacak en ufak kötü sonuç Pellegri'nin koltuğunu boşaltacaktır.. Bana sorarsanız ŞL çıkılsa bile Pellegri'nin yerine birine getirilmeli..

Pellegrini sistem adamıdır. Yani bugün kurup verdiğiniz kadroyu şampiyon yapabilecek düzeyde bir teknik adam değildir. Villareal'i adam etmek için 5 senesini harcadı. Real Madrid'in ise bu sene en büyük düşmanı zaman.. Geçen sene Barcelona'nın yakaladığı inanılmaz çıkışı bu sene gölgede bırakmak için harcanan paralar, alınan futbolcular varken Pellegrini'yi getirmek Perez'in yaptığı en büyük hatadır... Bu hatayı görmesi için sanırım Real Madrid'in kendisinden kat kat küçük bile olmayan bir kasaba takımına elenmesi gerekiyormuş...

Robert Enke artık yok...


Gerçekten hiç yazasım gelmiyor bu konu hakkında ancak 2003-2004'de tek maç ile Fenerbahçe'nin biletini kesitği Robert Enke hayata gözlerini yumdu... Huzur içinde yat...

9 Kasım 2009 Pazartesi

1 Maç ile yıldız olmak...


Türk futbolunun kanayan yarası sanırım... Bir tek maç ile oyuncuları ya vezir ya rezil ediyoruz... Bunlardan birini Arda Turan örneğinde gördük.. Arda Turan'ın yeteneğini görmezden gelmek, o topcuysa bu daha topcu diyerek başka oyuncular ile karşılaştırmak futbola hakarettir... İyi oynadığı maçlarda "aslansın, kaplansın, dünya yıldızısın" diyerek gazı verenler birkaç maç kötü oynadı diye "acaba yıldız değil mi?" "kaptan olabilir mi?" "ceketi 2000 TL, ayakkabısı 800TL bu ülkede askeri maaş şu kadar bu adam kaç yasında ki böyle şeyler giniyor" tarzında direk Arda Turan'ı silmeye çalışan eleştiriler gelmeye başladı.. Dün attığı golde ki sevinci ve hırsı büyük ihtimalle bu yüzdendir...

Şimdi bir yeni yıldız doğurdu Türk basını.. Adı Hakan Arıkan.. Liverpool'dan 8, Metalist'den 4 gol yiyen.. Hani abisi Rüştü gibi hiçbir yan top alamayan, üstüne gelen topları sektiren ve hatalı gol yiyen bir kaleciyi sadece Trabzonspor maçında Umut'tan gol yemedi diye vezir yapmak ne kadar doğru? Şimdi şişirip yerlere göğe sığdıramadıkları Hakan Arıkan bundan sonra ki maçda yan top alamadan gol yerse, top sektirip gol yerse ya da bir şekilde hata yapar ve takımının malubiyetine sebeb olursa bugün yerlere göğe sığdıramayanlar o zaman da arkasında duracaklar mı merak ediyorum... Hakan Arıkan'ın potansiyeli belli Hakan'dan çok şey beklemek, onu takımın as kalecisi yapmak intihardan farksız olacaktır Beşiktaş için..

Sorunlarımızı hep 3 puan alınca erteliyoruz ya yine aynı şeyi yapıyoruz aman takımın konsantesi dağılmasın diye konuşmuyoruz, susuyoruz.. Arkasından takım eski kötü haline gelincede tek maçlık yıldızlara kesiyoruz faturayı halbu ki o adamlar yıldız değiller ki sadece o maç iyi oynadılar.. Hakan Arıkan içinde bu olay geçerli.. Salı gecesi ilk 10 dakika 3 topu elinden kaçıran, yediği gollerde hatası bulunan Hakan şuan Beşiktaş'ın yıldızı olmuş durumda... Bu gidişat doğru değildir. Beşiktaş'ın apaçık ortada olan kaleci sorununu Hakan Arıkan çözemez... Umut Bulut'tan gol yemedi diye kaleci sorumuzu çözdük bundan sonra as kaleci Hakan dersek ileride yaşayacağımız sorunlara şimdiden "hoşgeldin!" demek istiyorum..

Dersimiz: Atatürk

video


19 Mart 2010'da sinemalarda...

Hayat sana güzel Nobre..


Marcio Nobre, Türk adıyla Mert Nobre.... Yıllardır futbol izlerim gerek Avrupa'da gerek Türkiye'de onun kadar güzel para kazanan adam görmedim.. Futbolcuların aldıkları paralar ile ilgili yazı yazmayı pek sevmem. Ancak bir futbolcu hakketmediği parayı kazanıyorsa işte o zaman durum değişir. C.Ronaldo yılda 13 milyon € kazanıyor, İbrahimovic 11 milyon €.. Peki bugüne kadar kazandıkları paraları eleştirenler gördünüz mü? Ben görmedim.. Niye eleştirilmiyor? Çünkü bu adamlar bu paraları hakediyorlar, aldıkları para kadar top oynuyorlar...

Bazı futbolcularda hakkettiğinden az bir paraya oynarlar takımlarında bu.. Örnek vermek gerekirse Beşiktaşlı Tello.. Yılda 800 bin €'ya oynuyor Beşiktaş'da.. Adam Şili'den kalkmış buraya gelmiş, Şili'nin Dünya Kupası kadrosunda yer alacak, geçen sene Beşiktaş'a şampiyonluğu getiren 3 adamdan biri sayılıyor ancak yılda aldığı para 800 bin €....

Peki..... Bazı oyuncularda hakkettiklerinde kat ve kat para kazanıyorlar.. İşte onlardan biri Marcio Nobre.. Beşiktaş'dan aldığı para yılda 2,5 milyon € yaşı 29.. Brezilyalı ancak T.C vatandaşlığı bulunan forvetimiz... T.C vatandaşlığı oldu için basın tarafından bulunmaz hint kumaşı ilan edildi.. Bu takımın Batuhan'ı, Emir'i varken nedense Nobre'den kimse vazgeçemedi.. Nobre yıllık 2,5 milyon € kazandığı kontratında 26 Nisan 2009'da imza attı. Nobre o zamandan bu zamana geçen sürede gol atamadı. Üstelik kendisinden beklenen tek şey gol atması.. Nobre'den kimsenin orta açmasını, çalım atmasını beklediğini sanmıyorum.. Bu kadar kötü bir forvete yılda ödenen tutar 2.5 milyon €!! Juan Figer'i görsem elini öperim adam bu kadar kötü bir oyuncuya bile yıllık 2.5 milyon € kazandırabiliyor gerçekten büyük menejer demektir... Hayat sana güzel be Nobre haftanın 7 günü idmana çık, 90 dakika maç yap, gol atma, pozisyona girme, koşma sahada ruh gibi gez ve yılda 2,5 milyon € kazan... Hayat Nobre'ye güzel...

Doğru söyle! Orada mıydın?


6 Kasım 2009'da "Ajansspor" Kenan Karcı özel bir haber yayınlamış. Haber de Yıldırım Demirören'in gizli secim planından alınacak oyunculardan, gelecek yerli adamdan bahsediliyor. Buraları geçtim.. Asıl önemli olan kısımları burada alıntılayacağım...
"28 Ekim Çarşamba günü özel uçağıyla İzmir’e giden ve saat 16:30’da havaalanına inen Demirören, kimsenin dikkatini çekmemek için alanı normal yolcu kapısından erk edip, Swissotel’e gitti. Demirören’in yanında avukatı ve korumasından başka bir kişi daha vardı."

Şimdiye kadar herşey normal gözüküyor.. Ancak insan merak edemeden duramıyor acaba ismi söylenmeyen o kişi kim? Haberin sonunda ismi açığa çıkıyor...

"Bütün bu anlattıklarımın daha fazlasını Beşiktaş’ın taraftar lideri Alen de biliyor."

Haberin yalan haber yada doğru haber olmasından çok beni burası ilgilendiriyor işte.. "Alen'de biliyor.." Varsayalım ki bu haber doğru.. Alen'in bu görüşmelerde ne işi var? Neden Başkan'ın seçim konusunda yaptığı görüşmelerde yanında Alen var?

İnsan düşünmeden edemiyo geçen gün emniyet çıkışı yaptığı açıklamalar acaba bunlarla ilgili olabilir mi? Alen belki de ekmek yediği yere ihanet etmek istemiyordur....

Haberin tamamı buradan....

7 Kasım 2009 Cumartesi

Trabzonspor: 0 Beşiktaş: 2


Hafta arası Wolfsburg maçından sonra yaşanan olayları yazdık çizdik yorumladık.. Herkes bu maçın sonucunu merakla bekliyordu. Sonuç 2-0 kazandı Beşiktaş.. Peki Beşiktaş top oynadı mı? Hayır.. Kaleyi bulan ilk şutunu dakika 48'de attı oda gol oldu... Düzgün pas yapabildi mi? Hayır. Topla oynadı mı? Hayır... Eeee nasıl aldı peki 3 puanı? Her maça çıktığında taraftarını tedirgin eden Hakan Arıkan sayesinde aldı bugün 3 puanı... Bir kaleciden ne bekleniyorsa Hakan Arıkan bugün onu yaptı... Tebrikler Hakan...

Ufak birşeyde Trabzonspor hakkında yazmak istiyorum. Ligin en kötü iki forvetine sahip Trabzonspor. Umut Bulut bütün maç boyunca kaçırdığı gollerle saç baş yoldurtmuştur Trabzonsporlulara.. Gökhan Ünal ise sahada sadece koşuyor pek pozisyonlara girmiyor top boşa çıkarsa da vuruyor.. Olmaz olsun böyle forvetler...

6 Kasım 2009 Cuma

Tribüne ne yapılacak?



Kendi taraftarına savaş açan Demirören birkaç gün önce dediği hesap verecekler sözünü bugün işleme koydu.. Bugün 14 taraftar emniyete alındı.. Gerekçesi Beşiktaş Jimnastik Kulubu başkanına küfüretmek ve ettirmekten.. Az önce okuduğuma göre saılverilmişler zaten basında yazdığı gibi tutuklama değilmiş sadece ifadelerine başvurulmuş.. Alen'de Emniyet çıkısında açıklama yapmış "...Biz kesinlikle küfürü desteklemiyoruz. Zaten gerekeni de yapacağız bundan sonra..." demiş.. Gereken ne? Ne yapılacak?.. Diğer paralı askerler ile işbirliği yapıp Demirören'i protesto edenlere mi dalacaksınız? Tribünden Demirören'e istifa diye bağıranları mı atacaksınız.. Belki şu Denizlispor maçında açılan ve senin bilmezden gelip benim haberim yoktu. Benden habersiz açılmış" dediğin pankartı tekrar açarsınız, bu sefer seninde haberin olur...

Bunu yazdım birkaç gün önce internette okuduğum açıklamaların geldi aklıma hani Sinan Engin'den özür diledikten sonra yaptığın açıklamalar... Tarih 11 Ağustos 2007 maç Beşiktaş - Konyaspor.. Ali Güntekin gönderilmiş yerine menejer olarak Sinan Engin getirilmiş.. O maçda açılan iki pankart var. Biri "Çarşı Sinan Engin'e karşı." diğeri ""Ya 2004'ün hesabını ver ya huzur ver." ... Maçdan sonra ki günlerde Alen ve yanında bir kaç kişi gidip Sinan Engin'den özür dilemiş arkasındanda yapılan açıklamada ".... Bu pankartlar bizim haberimiz olmadan açıldı. ... Pankartları görünce biz de şok olduk." diye basına demeç vermişti Alen...

Neyse ki Demirören yaptıklarını temizlemek görevi bu abilerde yada diğer paralı askerlerde değil... Neyse ki bu abiler istemese bile Demirören'e hala tepki gösterenler var...


NOT: Yazıyı yazdıkdan sonra "1,2,3 gol yetmez.blogspot.com"da okuduğum Bumerang yazısını herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum... Buradan lütfen...

5 Kasım 2009 Perşembe

Davalı: BEŞİKTAŞ TARAFTARI


Az önce www. hurriyet.com.tr'de Yıldırım Demirören'in küfür eden ve ettirenleri tespit edeceği varsa kombinelerini iptal ettireceğini ve dava açacağını söylemiş.. Ne gerek vardı tribünlerin en karışık olduğu dönemde tribünleri temizleyeceğim diye açıklama yapmaya? Şimdi takım bu kadar karışık haldeyken ne gerek var küfür edenlere dava acıcam demeye? Ne gerek var bu kadar gergin ortamı dahada germeye? Başkan resmen kendisine protestonun daha artması için sürekli taraftarın alehinde açıklamalar yapıyor... Muhtemelen bunu secim taktiği olarak yapıyor kendini acındırarak bana o kadar küfür ettiler, beni protesto ettiler ancak Beşiktaş başkanı taraftar istiyor diye istafa etmez biz iyi yoldayız önümüzü kesmek istiyorlar zart zurt diyerek kendine prim çıkarmaya çalışıcak gibi.. İnönü'de oynayacağımız Fenerbahçe maçında protestoyu duyar gibiyim...

"DAVA AÇSANAA DAVA AÇSAAANA BÜTÜN TRİBÜNE DAVA AÇSANAAA"

Ayrıca daha önce bir kulup başkanının kendi taraftarına dava açtığını gören duyan bilen var mı?

4 Kasım 2009 Çarşamba

Şampiyonlar Ligi'nde 4. hafta (Salı)


Dün gece B grubu haricinde oynanan maçlara göz atacak olursak. Gecenin en büyük sürprizini A grubunda Bordeaux yaptı ve Bayen Münih'i deplasmanda 2-0 yendi.. Bayern'in gruptan çıkma şansı artık zora girdi.. Maccabi Haifa'yı Almanya'da sonrada Juventus'u İtalya'da yenmek zorundalar çıkmak için.. Bayern gruptan çıkamazsa Van Gaal ile yollar ayrılacak muhtemelen.. Grubun sürprizi Bordeaux.. Nasıl yapıyolar bilmiyorum ama Fransızlar uzun vadede hep başarılı olabilecek takım kuruyorlar.Grubun diğer maçında ise Juventus deplasmanda Haifa'yı 1-0 yendi. Maçın özetini izlediğiniz zaman Juventus'un şanssızlığımı yoksa kalecinin gününde olması mı bilemiyorum ancak o kadar gol kaçırmak Juventus'a pahalıya patlayabilirdi.. Haifa'nın grupta henüz puanı yok...

C grubuna bakacak olursak tam bir cadı kazanı olmuş durumda grup.. Milan son haftalarda toparlanması Marsilya ve Real Madrid çıkar Milan Avrupa Ligi'nde devam eder diyenleri yanılttı. Milan'ın İspanya'da aldığı 3 puan grubun kaderini çok değiştirdi. Dünde kendi evleri San Siro'da Real Madrid ile 1-1 berabere kalarak 1 puan aldılar. Maçın özetini izleyemedim ancak Real Madrid'in baskılı oynadığını okudum blog ve internette.. Milan'in ikinci atağı penaltı olmuş ayrıca birde nizami golü verilmemiş.. Yani Madrid'den 6 puan alabilecekken 4 puana razı olmuş Milan.. Marsilya ise Zürih'in üstüne gol olup yağmış 6-1 maç skoru... Zurih'in zaten grubun zayıf halkası olduğu belliydi onun için skora pek şasırdığım söylenemez.. Marsilya'da son senelerde Bordeaux gibi kadrosunu ileriye dönük kurup meyvesini yiyen takımlardan... Lyon 8 senedir Fransa'yı Şampiyonlar Ligi'nde tek başına temsil ediyordu ancak bu sene Fransızlar sağlam geldiler Şampiyonlar Ligi'ne... Marsilya'nın gruptan çıkma biraz zor önce Milan'ı sonra Madrid'i yenmek zorundalar.. Ancak yinede bu üç Fransızdan biri çeyrek final görecektir büyük ihtimalle...

D grubunda ise iş artık bitti. Chelsea ve Porto gruptan çıkmayı garantiledi. Grup liderliği için mücadele edecekler artık.. Atletico Madrid son saniyede kurtardı Chelsea'den bir puanı.. 2-2.. Porto ise APOEL deplasmanında tek golle kazanarak gruptan çıkmayı garantilemiş şekilde döndü Portekiz'e...

Bu gece ise Şampiyonlar Ligi'nde neler olacak gerçekten kestirmek çok zor. İnter-Barcelona el ele çıkarlar diye düşündüğümüz F Grubun'da bu akşam ki oynanacak olan maçlar grubun kaderini etkileyebilir. Barcelona Rubin Kazan deplasmanında, İnter'de Kiev'e gidiyor... Ayrıca Lyon ve Arsenal bu gece kazanırsa gruptan çıkmayı garantiliyorlar... Ancak Lyon bu gece kazanırsa Benitez'in koltuğu sallanmayacak yıkılacak büyük ihtimalle...

Bana düzgün 11'i çizebilir misin Abidin?


Maça gittiğimde öğrendim Ernst'in bağırsaklarının bozuk olduğunu ve oyunda olmayacağını keşke dedim sabahtan haşlama patates, light cola desteği yapsaymış, kendine gelirdi bu maçdada oynardı diye düşündüm sonrada Ankaragücü maçından sonra beslediğim bütün umudumda uçtu gitti zaten çünkü Ernst'siz bu takım olmazdı ki.. Haftalardır kıça başa çarpan toplarla gol atıyor Ernst'te sağolsun bize gol yedirmiyor takımın orta sahası varmış izlenimi vererek maçı kazanmamızı sağlıyordu.

Ernst'siz Beşiktaşlı futbolcular nerede duracaklarını, ne yapacaklarını, kime pas atacaklarını bilmez durumda başladılar maça. İlk 10 dakikada verilen 3 gol pozisyonu zaten yaşanacakların habercisiydi. Misimovic dakika 14 dakikada attı ve ilk 10 dakikada ben geliyorum diyen gol çok geç kalmadı... Ondan sonrası zaten tam bir komedi olarak gelişti olayların... Sahada Beşiktaşlı oyuncular mahalle maçı havasında koşuşturmakdan başka hiçbir şey yapmıyor Wolfsburglu oyuncularda onlara bakıyordu. Top nerededir? Top bizdeyken kim nereye kaçıcak? Kim orta aşıcak? Kim topa basacak? ve bunun gibi takımın ofansif yönünü etkileyecek soruların cevapları yoktu... Sadece savunmada sen oynar mısın abi dedikleri Sivok ve Ferrari ikilisi yerlerinde ve ne yapacaklarını biliyordu. İlk yarı böyle geçti...

İkinci yarıda ise Beşiktaş ileriye ilk topunu dakika 50'de atabildi.. O dakikadan ikinci Wolfsburg golüne kadar geçen yarım saatlik bölümde.. Beşiktaşli futbolcular birşey yapıyormuş ancak olmuyormuş izlenimi vermek için her aldıkları topu bakmadan ceza sahasına kestiler belki haftalardır olan şans bugünde yanlarında olurduda birinden seker gol olurdu diye.. İkinci yarının bir bölümünde de sürekli Ekrem-Uğur İnceman iş birliğini izledik.. Her top sağ kanata atılıyor Ekrem ve Uğur birbirlerine pas vermeden atağı başlatmıyorlardı.. Tabii ki o paslardan sonra top ya taça çıkıyor yada rakipte kalıyordu... Dakika 80'de ve 87'de attığı gollerle Wolfsburg maçı 3-0 kazandı... Futbolda herkes hak ettiğini alır.. Wolfsburg hakettiği 3 puan ile ülkesine döndü bizide bilinmezliklerin içine attı.. Maçın hikayesi böyle işte birazda tribünlerden bahsetmek istiyorun...

Taraftar olarak, o çok laf ettiğimiz Fenerbahçe tribünlerinden öğrenicek o kadar çok şeyimiz var ki aslında.. Fenerbahçe maçlarını izleyenler özellikle önemli maçlarda top Fenerbahçe'de değilken çıkan uğultuyu, ıslıkları hep duymuşlardır. En son Fenerbahçe-Galatasaray maçına giden abimin yorumunu paylaşmak istiyorum "Top Galatasaraylılara geldiği zaman çıkan uğultuda kendi düşünceni duyamıyorsun." Peki Beşiktaş taraftarı top rakibe geldiği zaman ne yapıyor? O anda hangi beste söyleniyorsa hiç kesilmeden devam ediyor.. Aslında maça taraftar iyi başladı ilk 5 dakika top her Wolfsburg'a geldiği zaman uğultu, ıslık çıktı ancak birileri çok sıkılmış olacak ki tekrardan bestelere dönüldü 5 dakika sonra.. Şampiyonlar Ligi maçında Galatasaray'a Fenerbahçe'ye koymaktan bahseden bestelere... Her maç olduğu gibi maç boyunca kendileri çalıp kendileri eğlendiler.. Merak edenler olabilir paraları askerler hala tribündeler halada yönetim alehine bağırmıyorlar...

Mustafa Hoca'ya sisteme futbolculara artık laf etmekten blogda bişiler yazmaktan gerçekten sıkıldım o bölümü es geçiyorum....

Dakika 80'den sonra başkana olan tepkiyi sonuna kadar destekliyorum.. İstifa etmesi için daha ne yapmak lazım gerçekten bilmiyorum. Başkana tepki o kadar büyüdü ki ilk kez bir başkana kendi evinde "... git başkan" diye bağırıldığını duydum ancak kendisi sinirlenmekten başka hiçbir şey yapmadı. Bu takım taraftarı seni istemiyor, takım gün geçtikçe batıyor daha neyin peşindesin başkan diye kimse sormuyor mu bu adama gerçekten merak ediyorum...

Grubun diğer maçında ise ManU deplasmanından puan ile ayrıldı CSKA.. Bu Beşiktaş için iki kat kötü oldu çünkü ManU kazansa gruptan çıkmayı garantileyecek ve son iki maçına biraz daha yedek ağırlıklı çıkacak buda Beşiktaş'ın işine yarayabilecek birşeyler doğurabilirdi ancak şimdi o şans kalmadı. Diğer kötü yanı ise CSKA'nın bundan sonra alacağı bir puan Beşiktaş'ın Avrupa Ligi hayallerinide suya düşürecek. Yani o karda kışda Moskova'dan Wolfsburg'un puan ile dönmesini bekleyeceğiz... Kısacası Avrupa'da işimiz bu senede burada bitti..

Yüzün Gülmesin..


Umarım bundan sonra o yüzün hiç gülmez...

Maç yazısını yarın ekleyeceğim...

2 Kasım 2009 Pazartesi

Sevgi, Barış ve Kardeşlik.. Yersen...



Diyarbakırspor kulubu başkanı Cetin Sümer'e dün oynanan Gaziantep maçında tribünler"Kahrolsun PKK" diye tezaruhat yapıldığı için Diyarbakırspor aleyhine ırkçılık yapılıyor diye takımını ligden çekmekle tehdit etmişti dün TFF'yi...

Irkçılık konusuna gelmeden önce maçın özetini izleyenler merak etmiş olabilir maçdan sonra hakeme bağırıp çağıran sonrada çok akıllıymış gibi maç kimliğini cebine koyan kişi Cetin Sümer'in şöförüymüş bu sabah Ntvspor'a bağlanan Cetin Sümer söförü işden çıkardıklarını söyledi, yersen.. Ayrıca bir nokta daha dikkatimi çekti. Her fırsatta Diyarbakır sevgi, barış ve kardeşlik şehri diye ortalığı ayağa kaldıranlar kimi kandırıyor ki? Diyarbakırpsor deplasmanslarında sahaya taşlar, koltuklar, tribünlere taşlar atılmıyor mu? Bu nasıl kardeşlik sevgi böyle? Kendi evinde bu kadar sevecen ve kardeşlik içinde maçların giden Diyarbakırspor taraftarı Antep maçından sonrada pek bi sevgi doldukları için koltukları parçalayıp sahaya attılar, hakemleride yabancı madde yağmuruna tuttular.. Böyle birşey işte kardeşlik...

Kahrolsun PKK sloganında ırkçı bir taraf gören var mı? Ben görmüyorum.. Aa durun ama görenler var.. İsim vermeyelim ancak herkeş biliyor görenler.... PKK bir terör örgütü değil kürt oluşumu olduğu için onlara edilen lafları ırkçılık olarak yorumluyorlar.. (Bu konu hakkında da yazılacak çok sey var ama yeri burası değil)..

Türkiye'nin yüzde 95'ine göre "Kahrolsun PKK", "PKK dışarı" sloganlarında en ufak ırkçı birşey yoktur.. Irkçı tezarühat dediğiniz şey eğer ki tribünler "Kahrolsun Kürtler", "Kürt'süz bir Türkiye" diye bağırıp, pankart açarlarsa olur ayrıca İspanya'da olan Eto'o her zaman topu ayağına aldığı zaman maymun taklidi yapmak ırkçılıkdır.. Terör örgütü olan PKK aleyhine bağırmak, pankart açmak ırkçılık değildir...

O zaman gel gelelim eğer Beşiktaş Diyarbakırspor maçında kapalı tribün "ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ" pankartını açarsa Beşiktaş'ıda mı ırkçılık ile suçlayacak Diyarbakırspor yönetimi? Eğer dün ki yaşananlardan sonra PFDK'yi gerçekten zor bir hafta bekliyor.. Bana sorarsanız Kahrolsun PKK'nın hiçbir şekilde ırkçı bir yanı olmadığı için Gaziantep'e ceza gelmeyecektir...

Daha yazacak çok şey var ama yeri burası değil...

Beşiktaş: 1 Ankaragücü: 0


İstanbul'da Cumartesi günü bulunanlar havanın ne derece soğuk olduğunu bilir. Hava top oynamak için musait değil ancak hasta olmak için müsait bir havaydı. "Gün boyunca esen sert rüzgar, yağan yağmur acaba tribünleri vuracak mıydı?" evden çıkarken aklımda ki düşüncede buydu stada girdiğim zaman tribünlerin hayalimden daha iyi olduğunu gördüm özellikle Yeni Açık tarafı tahminimden çok daha fazla dolmuştu... Ankaragücü taraftarı kendilerine ayrılan yerleri doldurmuş ve sürekli bağırıyorlardı bir yerden sonra olayın ilkokulda sınıf maçları izleyen öğrencilerin birbirlerine yaptığı tezarühatlar gibi atışmaya dönmesi gecenin havadan sonra ki en kötü olayıdı diyebiliriz...

Maçı anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum artık sürekli aynı şeyleri dövüp duruyoruz. Sezon başında ki Beşiktaş ile şimdi ki Beşiktaş arasında ki tek fark nasıl oluyorsa bir şekilde gol atıyor olabilmemiz. Onun haricinde takımda her hangi bir değişiklik var mı? Yok. Sistem farklı mı? Değil. Sistem mi oturmaya başladı? Hayır... Maçları kazanıyoruz çünkü sezon başında ki şanssızlığımız bu aralar yüzümüze gülüyor. Nedendir bilinmez ama futbol tanrılar bu aralar Beşiktaşlı...

Sisteme bir kez daha göz atacak olursak.. Oynatılmak istenen sistem her iki kanadında sağlam olması, iyi ortalar kesebilmesi, ileride bekleyen forvetinde topları arkadaşlarına indirmesi yada kaleye göndermesi beklenir.. Ancak Beşiktaş'da sistem işlemiyor çünkü kanatlardan gelen ortalar genellikle tehlike yaratacak boyutta değil. O yüzden de forvetler etkisiz kalıyor. Etkili sayılabilecek birkaç ortada ileride oynayan Nobre yada Bobo topları indirince çevlerinde kimse olmuyor... Kanatlara bakacak 35 yaşında ki delikanlı Yusuf'a ne zaman top gelse ataklar başlamadan bitiyor. O kanatta bir yaratılıcılık yok birde o kanatta oynayan Yusuf'un adam geçme sevdası o kanattan gelişecek atakları iyice kitliyor... Takımda ki en çok aksayan yer Yusuf'un kanadı olarak gözü çarpıyor. Mustafa Hoca'nın tek olumlu hareketi diğer kanata normalde Bobo'yu koyarken artık Nihat'ı koyması en azından artık o kanat iyi kötü birşeyler yapabiliyor.. Ayrıca sağ bek Toraman'ında dönüşü sağ kanadımızı biraz daha kuvvetlendirdiği kesin... Beşiktaş eğer gol yemiyorsa bunun en büyük nedeni savunmasıdır. Kimse topla çok oynadığımızı, rakibe topla oynama fırsatı vermediğimizi, sürekli topa basıp rakibi dağıttığımızı düşünmesin.. Savunmada ki Ernst, Sivok ve Ferrari sayesinde gol yemeden maçlar bitirebiliyoruz. Zaten 1 tane ya atan ya atamayan takıma sahibiz birde gol yersek işler iyice sarpa sarar...

Ankaragücü karşısına takım çok iştahlı çıktı.. Ancak iştahları her maç olduğu 1-0 olduktan sonra kesildi... Nedendir bilinmez ama Beşiktaş ne zaman maçı 1-0 yapsa maçı orada tamamlıyor ikinci gol gelirse gelir gelmezse gelmez sistemine dönerek topu rakibe teslim ediyor ve maçı izlemeye başlıyor... Burada da işte Ferrari-Ernst-Sivok 3'lüsü devreye giriyor. Onlar olmasa maçlarımız ne hale gelecek çok merak ediyorum.. Zaten onların olmadığı Eskişehirspor maçında Beşiktaş'ın gol atmaya pek niyetli olmadığını 0-0'a yattığını ancak son dakikalarda nasıl olduğu belli olmayan bir gol ile sahadan 3 puan ile ayrıldığını gördük...

Maçın tek golunu dakika 16'da İsmail Köybaşı attı.. O golde bile futbol tanrılarının Beşiktaş'ın yanında olduğunu gördük. Tıpkı Eskisehir maçında ki gol gibi nereden ve nasıl olduğunu anlamadık... Bir bakmışız Ekrem kalecinin arkasında, bir bakmışız İsmail'in şutu nasıl oluyorsa çizgiyi geçiyor... Buradan Mustafa Denizli'ye değil ancak futbol tanrılarına teşekkür ediyorum...

1 Kasım 2009 Pazar

Zaten yakışmıyordunuz...


Dün oynanan Beşiktaş-Ankaragücü maçı için yazı yazacak halim yokken okuduğum bir haberi yazamadan duramadım...

Diyarbakırspor başkanı Cetin Sümer takımı ligden çekme kararı almışmış... Nedenide ligde kimse onları istemiyormuş MHK, TFF ve PFDK hep onların aleyhelerine kararlar veriyormuş.. Bu kadar onursuz ligde takımının bir işi olmazmış... Peki başkan sorarım sana "Süper Lig'e çıktığınız zaman gelen trilyonlarca parayı (Yanlış bilmiyorsam 25 trilyon) nerelere harcadınız?" "Geçen sezon UEFA olan borcunuzu kim ödedi?" "Bank Asya'dayken UEFA borcunun varken nasıl son gün 3 transfer yaptınız?" ayrıca bundan önce ki lige çıktığınız zaman play-offlarda Altay soyunma odasına gaz bombası atan, ligden düşeceği zaman milletvekillerini araya sokarak bişiler yapmaya çalışan takımsınız sonra oturup ligin onursuzluğundan bahsediyorsunuz.. Bu kafa ile değil bu lige Bank Asya'ya bile yakışmıyorsunuz... Her geçen hafta birilerini suçlayarak, yalvararak, şike yapmaya çalışarak bişiler yapmanızı izlemektense kaçıp gitmeniz en iyisi oldu....

Not: Maç yazısını bu gece ekleyeceğim büyük ihtimalle... Dün maçdan geldikten sonra halim çok kötü Salıya kadar düzelmem lazım C vitaminine hucum....