28 Haziran 2010 Pazartesi

Yorumsuz...

İnsanların sağlığı ile oynayan bir şirketin bu tarz reklamlarla kendini haklı göstermeye calışmasına ne denebilir ki?

27 Haziran 2010 Pazar

44 sene sonra gelen adalet..




1966'da oynanan İngiltere - Almanya finalinin uzatma dakikalarında hakem Bayramov Geoff Hurst'un direkten çizgiye sektikten sonra çıkan şutunda gol kararı vermiş ve İngiltere'nin 3-2 öne geçmesini sağlamıştı. Bugün ise o günün rovanşını aldı Almanya... 38. Dakikada Lampard'ın şutunda top çizgiyi yaklaşık 1 metre (tahminince) geçmesine rağmen gol kararı verilmedi. Üstelik topun çizgiyi geçtiğini görmek için yan hakemin çizgide olmasına dahi gerek yoktu.. Adalet geçte gelse adalettir...

20 Haziran 2010 Pazar

Canın sağolsun be Başkan..

Dün yapılan Divan Kurulu'nda kulubun net borcu 222.869.000TL yani 222.8 milyon TL - eski para ile 222.8 trilyon - ancak çok saygıdeyer başkanımız bu rakamları yok sayıp taraftar ile arasını düzeltmek için onların istediği futbolcuyu Quaresma'yı transfer etti. Kulube maliyeti yaklaşık 20 milyon € olacak yani 38.4 milyon TL... Normal şartlarda aslında o kadar büyütülecek birşey değil ancak kulubun bu batık durumunda gerçekten büyük bir yük.. 2004'ten beri kulubun borcu yönetimin umrunda olmadığı için çok rahatlar....

"Uefa kriterleri ne olacak?"
"Kriter mi? Kriter ne arar la Demirören'de?"

Alt Dudak Ver Başkan



Her şartta "özkaynak" diye ağlayan taraftar artık yıldız peşine düştü Quaresma'dan sonra istedikleri oyuncu Robinho'ymuş. Bunu para babası olan sayın başkanlarından istiyorlar nede olsa Quaresma'yı aldı Robinho'yuda alsın diye düşünüyorlar. Kendilerince haklılar ancak dünyanın neresinde bir takım taraftarı istediği için transfer yapmış, neresinde böyle birşey görülmüş bilmiyorum.. Bilen varsa lütfen söylesin..

Taraftarın her istediğini yapan bir yönetim olduğunu varsayarsak bundan sonra çok dikkatli olmalılar mesela Robinho'yu alırlarsa imza töreninde ki pankart "Bir alt dudak ver başkan" olabilir..

19 Haziran 2010 Cumartesi

Sabır!


Ne desem ne yazsam bilemiyorum son 10 gündür olanları gördükçe "nereye gidiyoruz?" "neler oluyor?" diye düşünmekten kendimi alamıyorum.. Düşününce işin içinden çıkılmıyor, konuşunca faşist ilan ediliyorsun.. Bugün 10, Mart'tan bugüne 53 şehit..


Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

Beşiktaş 2010-2011 (ilk forma)



Quaresma'nın gelişinden sonra gelecek sezon ki ilk formamızda tanıtılmış oldu.

18 Haziran 2010 Cuma

Premier Lig 2010-2011


Herkesin Dünya Kupası ile meşgul olduğu şu günlerde Premier Lig'in önümüzde ki sene fiksturu çekildi. İlk hafta ki "Tottenham - Man. City" ve "Arsenal - Liverpool" maçları ile lig çok zevkli bir şekilde açılacak. Tam fikstur burada...


Fransa veda ederken...



Futbol böyle bir oyun işte... Elinizde ki kadro kağıt üstünde favoride olsa sahada işler umduğunuz gibi gitmiyor. Birde üstünüze "burada olmamalıydılar" etiketi yapıştırıldıysa işler iyice içinden çıkılmaz hal alabiliyor. Fransa iki maç sonunda "1" puan alabildi ve 180 dakikada henüz golleri yok, kupaya devam etmeleri mücizlere bağlı. Fransa'nın durumuna üzülen var mıdır? Bilmiyorum ancak şuan Platini'nin yüzünde ki ifadeyi çok merak ediyorum..

16 Haziran 2010 Çarşamba

Xbox 360 Slim ve Kinect

Microsoft'un 2005'te piyasaya çıkarttığı Xbox360 konsollarında yenilemeye giderek "slim" modelini çıkartması oldu. Konsol ABD'de dün, bugünden (16 Haziran) itibaren Avrupa'da satışa sunulacak. Eski modellerden en büyük farkı: Jasper anakartlar ile hemen hemen ortadan kalkan 3 kırmızı hatasını konsola hava alabileceği alanlar hemen hemen kökten çözmesi olmuş . Ayrıca bundan önce ki kasalarda online oyun için ethernet port varken bu yeni modeller wi-fi teknolojisinin kullanılması... Ayrıca Microsoft slim modelinin yanında geçen sene ki fuarda duyurduğu Project Natal'da isim değişikliğine giderek "Kinect" adını vermiş. Çıkış tarihi ABD için resmi olarak Kasım 2010 olarak açıklandı..








Eski Xbox360 Arcade modeli ile yeni model Slim.. Boy olarak pek fark yok nasıl slim anlamak mümkün değil :)



Microsoft ailesinin iki yeni ferdi Kinect ve Slim...

PES 2011 - Oyun İçi Video

Geçtiğimiz günlerde Konami ekibi Pes 2011'i duyurmuş, tanıtım videosu ile ekran görüntülerini paylaşmıştı. Yarın son günü olan E3 2010 fuarında da PES 2011'in oyun içi videosunu yayınladılar. İşte merakla beklenen PES 2011'in oyun için görüntüleri... Önce ki serilere göre daha iyi bir oyun yaptıkları ortada ancak FiFa 11'i görmeden yorum yapmak doğru olmaz...

İyi seyirler..

15 Haziran 2010 Salı

Tek Değişmeyen Kişi...

Del Bosque


Rıza Çalımbay




Jean Tigana


Ertuğrul Sağlam



Mustafa Denizli


Bütün hocalar mı sorunlu ve başarısızdı?
Sanmıyorum....

12 Haziran 2010 Cumartesi

Moral aracı olarak "Vuvuzela"


Dün açılış maçında karşı karşıya gelen Güney Afrika - Meksika maçında ki taraftarlar vuvuzelaları Güney Afrika ataklarında daha bir içten daha bir istekli üflediklerini farkettim. Bu kadar rahatsı edici ses bir takıma nasıl moral verebilir ki? Tam tersi şekilde rakip takımın ataklarında çoşku ve şevk ile çalsalar, bu sese çok yabancı olan rakip takım futbolcularını etkileme şansları çok daha fazla... Yoksa kim vuvuzelanın sesinden gaza gelir ki?

9 Haziran 2010 Çarşamba

Kidderminster ile kümede kalma savaşı


Kidderminster ile Premier Lig'e çıkma mücadelem devam ediyor... İki sezon Blue Square Premier Lig, bir sezon Coca-Cola League 2 derken Coca-Cola League 1'e kadar çıktım, 3 sezon sonunda.. Coca-Cole League 1'in önce ki sezonlarımdan daha zor gececeğini tahmin ettiğim için yönetime hedef olarak ligde kalmayı (avoid relagation) bildirdim.

Sezona başlarken bir önce ki sezonda Coca-Cola League 2'yi sallayan takımın iskeletini bozmadan iyi takviyelerle sezonu rahat bir yerde bitirme gibi bir amacım vardı. Kadroya yararlı olabileceğini düşündüğüm 33 yaşında ki forvet Steven Thompson, Charlton forması giyen sol bek Basey Grant ile genç oyuncu Richard Spence'i bedava olarak kadroya kattım ayrıca Coca-Cola League 2'yi sallayan - 33 maçta 18 gol - Darren Kearns'u (ikinci kez) ve Stoke City'den Jonathan Obika (forvet) kiralayarak sezona başladım.

Her sezon olduğu gibi yine sezona çok kötü bir giriş yaptım ancak bu sefer ne Blue Square Premier Lig gibi 10 maçta 12 puan nede Coca-Cola League 2 gibi 8 maçta 9 puan değildi. İlk galibiyetimi 11. haftada aldım. 11 haftada; 1 galibiyet, 4 beraberlik, 6 malubiyet ile ligin sonuna demir attım. Üst sıraları zorlamayacağım belli olmuştu ancak bugüne kadar hiçbir FM kariyerimde yaşamadığım "acaba düşer miyim?" düşüncesi belirmişti kafamda. Ocak ayında ki transfer sezonuna girerken 24 maçta 6 galibiyet, 6 beraberlik 12 malubiyet ile 21. sırada bulunuyordum..

Kadro hem çok istikrarsız hemde savunma anlamında çok çok zayıf kalmıştı League 1 için.. Zaten savunmanın zayıf olduğunu 46 maçta yediğim 100 gol ile anlayabiliyoruz ancak bu kadar kötü savunmaya rağmen attığım 78 gol ile ligin en çok gol atan 5. takımı oldum. Ocak ayında ki transfer döneminde Genie Scout'unda yardımıyla kadroya bedava olarak 4 orta saha (2'si kanat), 3 stoper (2'si 18 yaşında) ve bir kaleci aldım ayrıca forvet hattınada Chelsea ve West Ham United'dan iki genç forvet kiralayarak sezonunda ikinci yarısına başladım. Amacım kalan 22 maçta alabildiğim kadar çok puan alıp ligde kalmaktı.

Devre arasında ki kadroya kattığım oyunculardan biri 19 maçta 8 gol 6 asist yaptı.

Savunmaya aldığım genç oyunculardan..

Sezonun ikinci yarısında da istikrarsız formum devam etti. Kümede kalma savaşı sürekli aynı 5 takım arasında döndü. 44. hafta sonunda kümede kalma mücadelesi veren 5 takımında ligde kalma ve düşme şansı vardı. 19. sıra ile 23. sıra arasında sadece 4 puan vardı. Ben 45. haftada kendi sahamda Rotherdam'ı 4-0 yenerek ligde kalmayı garantiledim. 1.1.2013 tarihini sezonun ikinci yarısı sayarsak 22 maçta; 5 galibiyet, 7 beraberlik, 10 malubiyet alarak ligde kaldım...



2012-2013 sezonu Kidderminster açısından çok zor geçti. Özellikle kümede kalma savaşı bu kariyer boyunca yaşamadığım kadar heyecan yaşamama neden oldu ancak yönetim buna rağmen sezon sonunda bana yeni kontrat teklif ederek takımın başında tuttu..

2013-2014 sezonunda da Coca-Cola League 1'de mücadele edeceğim. Bu sefer sezon öncesi ve sonrası olmak üzere sezonu iki farklı bölümde anlatayacağım...

Tarafımızı Belli Edelim: Şili!


Dünya Kupası'na birkaç gün kala tarafımı belli etme vakti geldiğini düşünüyorum...

Viva Chile!!

8 Haziran 2010 Salı

Iron Maiden - El Dorado (2010)

Albüm kapağı ve tracklist ile birlikte albümde yer alan El Dorado isimli parçada insanlara tanıtıldı. Şarkıyı www.ironmaiden.com sitesinden download edebilirsiniz..


Iron Maiden - The Final Frontier (2010) #2


5 Mart gününde Iron Maiden tarafından albüm duyurulmuştu. O zaman için albümün kapağı, tracklisti belli değildi. Geçtiğimiz saatlerde kapak ve tracklist açıklandı..


01. Satellite 15....The Final Frontier (8:40)
02. El Dorado (6:49)
03. Mother Of Mercy (5:20)
04. Coming Home (5:52)
05. The Alchemist (4:29)
06. Isle Of Avalon (9:06)
07. Starblind (7:48)
08. The Talisman (9:03)
09. The Man Who Would Be King (8:28)
10. When The Wild Wind Blows (10:59)

3 Haziran 2010 Perşembe

İyisiyle Kötüyse bitti; Canın Sağolsun Denizli

Schuster'in gelip gelmeyeceği belli değil ancak kesinleşmiş birşey var. Mustafa Denizli gelecek sezon takımın başında yer almayacak. Göreve geldiği ilk sezon takımda yarattığı sinerji, ligi tanımasının avantajı ile bize 2 kupa sevincini yaşatmıştı.

Ancak geçtiğimiz sezona başlarken yanlış transferler -belki de kensine hiç sorulmadı- kafasında ki taktiği takıma oturtmak için feda ettiği haftalar, yanlış oyuncu tercihleri, kötü giden takımda onu tek sorumlu yapmıştı. Bundan dolayıda basın ve taraftarlarca çok ağır eleştiriler aldı ancak önce ki sezonda ki başarısı ona limitsiz kredi sağlamıştı. Ancak taraftarın beklentisi olan genç oyunculara hiçbir gerektiği kadar şans vermedi. Ne zaman ki şampiyonluk şansı bitti o zaman şans verdi onlara... Belki daha önceden şans verse en azından taraftarın takıma bir başka gözle bakmasına ve kendisine bu kadar ağır eleştiriler getirilmemesini sağlayabilirdi.

Denizli'nin Beşiktaş sevgisini herkes biliyor. Onun bu takıma daha erken gelmesi daha başarılı olmasını çok fazla isterdim ancak hayat ve sağlığı ona bu kadar izin verdi. En azından Beşiktaş'ı çalıştırdığı zamanlarda kazanabileceği iki kupayıda kazanarak, unutulmayacaklar arasında yerini aldı..

İyisiyle kötüsüyle, galibiyetiyle malubiyetiyle, zaferiyle hezimetiyle, kahkasıyla gözyaşıyla Mustafa Denizli'nin Beşiktaş kariyeri bitti...

Canın sağolsun Hocam...

Çekin Ellerinizi Beşiktaş'tan!!


Ve fotoğrafta olmayan diğerleri özellikle Yıldırım Demiören, Mete Düren ve Sinan Vardar....
Yeter ulan sürekli bir skandal!!
Mustafa Denizli neden gitti? Madem hastalığı çalışmasını engelleyecekti neden yeni sözleşme imzaladınız? Hocanın değişme ihtimali varken neden Batuhan'ı sacma bir rakama elden çıkarttınız? Madem Schuster ile sözleşme imzaladınız neden açıklamıyorsunuz? Bu kadar gizli kapaklı iş cevirmenizin ne anlamı var? Galatasaray'a mı özeniyorsunuz, Haldun Üstünel mi olmak istiyorsunuz? Ne zaman farkına varacaksınız, Köy Hizmetlerispor'u değil Beşiktaş'ı yönettiğinizin??

Sizlere değil kulup, bakkal emanet edilmez!!

2 Haziran 2010 Çarşamba

Yaşasın Ümmet Metal!!


Geçtiğimiz gün İsrail'in Türk yardım gemilerine saldırmasının (twitter'da dediğim gibi tek suclu İsrsail değil ancak o konuya girmeyeceğim) arkasından İsrail'e karşı Facebook(!)'ta başlayan protestolardan nasibini Sonisphere Festival'de çıkacak olan Orphaned Land grubuda almış bulunmakta.

Facebook'ta sacma sacma yazılarla gaza gelen gençlerin "sonisphere'de israilli grup istemiyoruz" grubunu destekleyenleri gördükçe grup hakkında pek fikir sahibi olmadıklarını düşünüyorum. Orphaned Land'ı pek dinleyen bir kişi değilim ancak grubu açmadan önce "google"a Orphaned Land yazsalardı Wikipedia'da "Arap ve Yahudi melodilerini barından albümlerinde Müslüman ve Musevi birlikteliğini savundular. El Norra Alila, kelime anlamı olarak Arapça'da ve İbranice'de Karanlıkların ve aydınlıkların Rabbi anlamına gelir." açıklamasını bulacaklar ve Orphaned Land'ın sandıkları gibi bir grup olmadıklarını anlayacaklardı.

Gerçekten hiçbir şey bilmeden sadece İsrailli diye bir grubun Türkiye konserini iptal etmesini istemek kadar sacma birşey olamaz. Sonisphere Festival'ine katılmayı düşünmüyorum ancak Cumartesi günü Orphaned Land sahnedeyken insanların duyarlı davranarak sadece eğlenmelerine bakacaklarını umuyorum.

365 gün...


İlk yazıdan bu yana 365 gün geçmiş.. 257 yazı, 20 takipci ve 7261 görüntüleme ilk geride bırakıyorum ilk seneyi.. Boş geçirdiğim Aralık ayı, durgun geçen Nisan ve Mayıs aylarından sonra bloga yeni yaşı umarım hareket getirecek.. Yorum yazan, takip eden ve okuyan herkese teşekkürler....

1 Haziran 2010 Salı

6+2+2 = Sacmalık!!

6+2 kuralına göre takımlar 8 yabancı oyuncu ile sözleşme imzalayabiliyor bunların 6'sını ilk 11'de 2'sinide yedek kulubesinde oturta biliyorlardı. Yeni karara göre takımlar 10 tane yabancı futbolcu alabilecek ancak 18 kişilik kadroda 6+2 yabancı oyuncu bulanabilecek, yeni karara göre alınabilecek +2 yabancı futbolcu ise tribünde oturacak. Yani tribünde oturtmak için takımlar yabancı transferi yapacaklar. Kısacası "saçmalık"..

Mourinho Real Madrid'de