29 Kasım 2010 Pazartesi

Guti böyle istedi... 1-2 ..



Maçtan önce iki takımında sakat oyuncularında baktığımız zaman Beşiktaş'ın çok daha önemli eksikleri var gibi duruyordu. Sezon başından beri oynadığı her maçta fark yaratan Quaresma ve hemen hemen her maçta gol atan Bobo olmayacaktı. Bunların yanında her maç taraftara saç baş yolduran Holosko ve Tabata ise ilk 11'de başlayacaklardı. GS'nin eksikleri vardı ancak Kewell, Pino, Elano gibi isimlere hala sahiptiler. İlk 11'lere bakıldığında GS'nin hucum hattının Beşiktaş'tan daha iyi olduğu görülebiliyordu.

Beşiktaş: Guti-Tabata-Holosko-Nobre

Galatasaray: Sabri-Elano-Kewell-Pino

Ancak maçın kaderini hucumcular yerine her iki takım içinde defans ve kalecileri çizdi. Maçın başında 2-3 defa maruz kalan Ali Turan dakika 8'de ceza sahasında anlamsız bir şekilde Holosko'yu indirince, Beşiktaş'ın 1-0 öne geçmesini sağladı.

Arkasından Schuster topu rakibe teslim ederek, oyunu kendi yarı sahasında kabul etti. Schuster Beşiktaş'ın başına geldiğinden beri ilk kez öne geçtikten sonra oyunu kendi yarı sahasında kabul ederek, defans ile orta sahayı birbirlerine yakın oynattı. Ersan, Toraman, Ernst ve Aurelio'dan oluşan savunma göbeğini geçmek çok zordu ancak sezon başından beri başımızı yakan bireysel hatalarda dün akşamda vardı sahada, tek fark bu sefer başımızı duvarlara vurmamızı engelleyecek biri vardı kalede, CENK! Hakan'ın bizlere zehir etmeye çok yaklaştığı Fenerbahçe maçınada sonrada dahil olmuş, ilk yarının 1-0 bitmesine neden olarak ikinci yarıya umutla çıkmamızı sağlamış ve maçtan 1-1'lik beraberlik ile ayrılmıştık. Bu seferde kalesinde 90 dakika boyunca yerine müdahaleler ve çıkışlar yaparak Beşiktaş'ı 8 senedir galip gelemediği deplasmandan 3 puan ile dönmesinde başrol oynadı. Yediği golde ise oyundan takım olarak kopmuş olmamız ve topun hemen önünde sekmiş olması hata yapmasına sebep oldu..

Topun Beşiktaş'ta olduğu sürelerde ise Hilbert ve İsmail'in bindirmeleri, Galatasaray'ın savunmaya dönememesi, adam paylaşımlarını doğru yapamamaları ve tabii ki GUTİ gibi bir isime sahip oluşumuz fark yarattı. Maçı 90 dakika izleyen biri muhtemelen "Beşiktaş'ın penaltı hariç kaleyi bulan 3 şutu var nasıl hucumda fark yaratmak bu! Galatasaray'ın bitirici oyuncuları olsa çok farklı olurdu maç." diyecektir. Yazının başında yazdığım hucum hattında eksik olan oyuncular yüzünden Beşiktaş hucumlarda etkili olamadı. Tabata ve Holosko'nun topları Nobre ile verkaç yapmaya çalıştığı her pozisyon eriyip gitmesi, Quaresma gibi yaratıcı bir oyuncunun olmayışı ve kanat beklerden İsmail'in gerektiği kadar top ile oynamayaşından dolayı sazı Guti'den başkası eline alamazdı. Beşiktaş'a geldiğinden beri en iyi maçını çıkarttığı kesin. Hucumlarda takımı çok iyi yönetti. Özellikle Nobre'ye yaptığı orta gerçekten çok güzeldi. Nobre'ye sorsalar nasıl bir orta istersin diye muhtemelen bundan daha iyisini tarif edemez.

Beşiktaş'ın Fenerbahçe derbisinden sonra takım olarak iyi oynadığı (hem savunmada hem hucumda) maçlardan biriydi. Derbilerin atmosferi farklı olur ya o farklı atmosfer yarıyor takıma. En son 2002'de Deli İbo'nun sağ ayağından gelen golle kazandığımız Ali Sami Yen'den 8 sene sonra tekrar 3 puan ile ayrılmak keyif verici...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder