6 Şubat 2011 Pazar

Bir Garip Maç Yazısı



Yeni transferlerle farklı bir havaya bürünüp hedefi 17'de 17 koyan Beşiktaş ilk fireyi geçen hafta İBB karşısında vermişti. Bu hafta puan kaybına tahammül yoktu. Rakipte Karabük olunca herkes bol gollü maç ve sonunda üç puan bekler olmuştu. Takımda birçok yıldız var Karabükspor'a tek başına yetmezler miydi?

Kendi adıma konuşmam gerekirse ilk sürprizi maçtan önce Beşiktaş'ın 11'i ile yaşadım. Ekrem Dağ/Hilbert, Üzülmez/Simao'dan kuruluydu Beşiktaş'ın kanatları. Sezon başından beri oynamaya çalışısan 4-3-3'ü bırakıp -bence gereksiz- bir
değişim ile 4-4-2'ye dönülmesi maçın aslında beklediğimizden daha zor geçeceğinin sinyallerini vermişti. Bekte kendisinden beklenenin çok üstünde oynayan Hilbert'ten bu sefer hucumda beklenti çok daha fazlaydı ancak arkasında Ekrem Dağ gibi biri olunca ister istemez bulunduğu kanatta savunma ve hucum Hilbert'e kaldı. Diğer kanatta Üzülmez/Simao ikilisi biraz daha iyi gibiydi.



4-4-2'ye dönen formasyonun ortasında yer alan Fernandes ve Ernst ile maç kazanmak çok zor. Eğer hedef üç puan ise orta sahanın ortasında oynayacak oyuncuların oyunu ikin yönlü oynamaları gerekir. Ernst'in gerektiğinde hucuma katkı sağladığını biliyoruz ancak çok fazla şey beklememek lazım. Ben Fernandes'e Fernandes takıma henüz ısınmadı. Benim izlediğim ve gördüğüm kadarıyla Necip ile aralarında dünyalar kadar fark yok. Onunda Ernst ve Necip gibi ofansif yenetekleri kısıtlı. İleride ise Nobre ve Almedia vardı. Nobre, ikinci yarı ile beraber çok istekli ve arzulu oynuyor ancak iyi bir yedekten öteye geçemeyecek bir futbolcu. Almedia ise Avrupa'da çok beğendiğim forvetlerdendir ancak etkisiz kaldığı maçlarda ısrarla oyunda tutulmasına ve Bobo'nun yedekte bırakılmasına anlam veremiyorum.

Yeni formasyon ile sahaya çıkan Beşiktaş'ın hesaba katmadığı şeylerden biri rakip Karabükspor'un topa iyi basması ve araya toplarla Emenike'yi beslemeleriydi. Deplasmanda tek hucum gücü Emenike olan Karabükspor'a nasıl olurda gerekli önlemler alınmaz ve vurdum duymaz şekilde maça başlanır akıl alır değil. İlk yarı pozisyon bulmakta zorlanan Beşiktaş beklerin savunmada aksaması ve Toraman'ın Emenike'yi bir türlü tutamaması yüzünden kalesinde pozisyonlar verdi. İlk yarının son dakikasında Almedia'nın kaçırdığı gol neticesinde beraberlik ile soyunma odasına gidildi.

İlk yarı bittikten sonra beklentim Ekrem-Necip değişikliği ile Hilbert'i beke çekerek 4-3-3'e dönülmesiydi ancak devre arasında 4-3-3'e dönülmesinin en büyük zaafı, orta sahayı biraz daha verimli kullanmak için Nobre'den "açık yaratma" ütopyasının tekrar ortaya çıkması olacaktı ve muhtemel onbir ve sahaya dizliş şu şekilde olacaktı;



İkinci yarıya tartışmalı pozisyon ve arkasından karşılıklı goller ile başladık. Dakika 50'de Emenike ile Hakan Arıkan karşı karşıya kaldı ve Hakan'dan beklendiğim gibi topla alakasız bir hamle yaparak Emenike'yi engelledi ancak Abitoğlu yüzde yüz penaltı ve kırmızı kartı es geçti. Ellibeşinci dakikada yine Emenike'ye atılan bir top ile öne geçti Karabükspor. Arkasından Beşiktaş'ın 4-4-2'sinde oyunu değiştirebilecek tek oyuncu Simao devre girdi. Aynı kanattan yaptığı arka arkaya ortalardan birinde Deumi ters vurunca maça eşitlik geldi.

Benim düşündüğümü dakika 60'da Schuster uyguladı. Ekrem-Necip, Fernandes-Quaresma değişikliklerinden sonra son yarım saati Quaresma, Simao kanatlarda orta saha ve ilerisinde Necip-Ernst-Nobre üçlüsü ile oynadı. Değişikliklerden sonra Beşiktaş orta sahayı kazandı ve rakibin topla oynamasına fırsat vermedi. Ayrıca hucumda tek Simao varken ikinci adam olarak Quaresma girdi oyuna. Son yarım saatte rakibine göre çok daha iyi oynayan bir Beşiktaş vardı sahada. Aradığı golü dakika 75'te Almedia ile bulsada hakemlerin kararı pozisyonun gol olmadığı yönünde oldu ve takımlar sahadan birer puan ile ayrıldı.

Burada çok ayrı bir parantez açmak istiyorum. Bobo bu takım için nedir? Yedek forvet mi yoksa çam sakızı mı? İlk yarıda oynadığı futbolu hiçe sayılarak Bobo'nun bu kadar yok sayılmasının nedeni sadece zam istemesi olmamamlıydı. Görünen o ki yönetim Bobo'yu silince Schuster'de silmiş. Ancak Almedia'dan verim alamazken yedekte Bobo varken neden ısrarla oyunda tutarsın Almedia'yı? Bobo'dan çok daha tanınmış biri olabilir ancak oynadıklarına bakarsak Almedia takıma Bobo kadar katkı veremedi. "Ulan adam yeni geldi bekle daha" diyenleriniz olacaktır. Ben zaten takımdan gönderilsin yada kesilsin demiyorum. Verimli olamadığı maçlarda Bobo'nun oyuna girmesi gerektiğini düşünüyorum. IBB maçında da dün oynanan Karabük maçında da Bobo'nun oyuna girmesi birşeyleri değiştirebilirdi.

Hakem konusuna ise girmek istemiyorum ancak kısa birşey söylemeden geçmekte istemiyorum. Öncelikle belirteyim bu ay içerisinde ki yapılacak toplantıdan umarım olumsuz sonuç çıkar. Hatalar bazen lehinize bazen alehinizede olsa futbolu futbol yapan bu hatalardır. Hakemlere bu kadar yüklenilmesine anlam veremiyorum. Herkes gibi çıkıp onlarda işlerini en iyi şekilde yapmak istiyorlar ve tabii ki her hakemin kendine ait oyunu yönetme biçimi var. Ancak hakemlerde olmayan şey ise "güven". Türkiye'de futboldan anlayan ne kadar kişi varsa çıkıp hakemler hakkında konuşuyor ve bir şekilde kendilerine destekte buluyorlar ancak TFF ve MHK çıkıp bu kişilere gerekli cevap ve cezaları vermeyince, hakemler yaptıkları hatalar yüzünden sürekli birilerin adamı olmak ile suçlanıyor. Buna dur diyecek olan buna müsaade eden TFF ve MHK'dir. Ne zaman onlar görevlerini adam gibi yaparlar işte o zaman hakemlerin maç yönetme şekillerinde pozitif bir ilerleme görürüz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder