12 Mayıs 2011 Perşembe

Beşiktaş:2 IBB:2 (4-3 PEN)


Schuster gittikten sonra takımın tek hedefi Ziraat Türkiye Kupası'nı kazanmaktı. Tayfur'un göreve geldiğinden beri tek düşüncesi de bu bağlamda olmuş ve ligden koptuğumuz son 8 haftayı, acaba görevde kalır mıyım, düşüncesi ile gençlere ver vermeden oynadığını biliyoruz. Dün o hedefi bir şekilde, çoğunlukla futbol şansı, başarıyla yerine getirdi hoca.

Maçın ilk 11'i kimse için sürpriz olmadı. Toraman'ın yokluğunda Furkan ya da Atınç'ın oynamayacağı çok açıktı. Tayfur o bölgeye Aurelio'yu uygun görmüştü. Kalede geldiğinden beri oynattığı Rüştü vardı. Orta saha ve hucumda ki tercihleri ise her zaman ki gibiydi.

Kadroyu gördüğümde Beşiktaş'ın baskılı başlama ihtimali çok azdı çünkü Tayfur'un geldiği günden beri oynattığı çakılı savunmayı bu maçta bırakacağını düşünmüyordum. İleriye tek-tük çıkan bekler, hucuma destek vermeyen ön liberö ve orta saha ile Beşiktaş'ın hucumlarını yine her zaman ki bireysel yetenekler götürecek, gol ya bu yıldızlar yada duran topla gelecekti.

Maçın ilk yarısı iki takımında karşılıklu mücadelerler dengede geçerken, Beşiktaş'ın gol umudu olan bireysel yetenekler, Fernandes-Quaresma ikilisi Beşiktaş'ı öne geçirmeyi başardı. Maçtan önce ilk 11 belli olunca Twitter'a "Dakika 65'e kadar gol atamazsak, takımın yorulup oyundan düşme ihtimali çok yüksek, gol şart." yazmıştım ancak Beşiktaş'ın yaşlı kadrosu 65 dakika bile dayanamadı ve ikinci yarıyla birlikte oyundan düşmeler başladı.

Özellikle son haftalarda oynamayan Guti, kafasında biten kontratı ile oynayan Bobo, takım oynadığı zaman oynayan Simao'nun oyundan düşmesi orta sahanın IBB'nin eline geçmesine neden oldu. Önce Fenerbahçe maçında stoper oynamayadığını gösteren Aurelio'nun yaptığı penaltı ile eşitliği yakalayan IBB arkasından Gökhan Ünal'ın 5 kişi arasından çıkarak, Rüştü'nün üzerine vurduğu top ile 2-1 öne geçti.

Maç 2-1 giderken, Beşiktaş'ın ikinci gol umudu olan "duran top" ortaya çıktı. İlk golün asistini yapan Fernandes yine ortaya çıktı ve orta sahadan yaptığı ortadan Beşiktaş eşitliği yakaladı. Maça eşitlik geldikten sonra IBB kalecisi Hasagic maçı tek başına penaltılara taşıyan kişi oldu. Beşiktaş ise penaltılarda maçı 4-3 kazandı.

Penaltılarda iki takım arasında ki bireysel yetenekler ortaya çıktı. Beşiktaş'ın penaltılarını Almedia, Fernandes, Aurelio, Hilbert ve Simao atarken IBB'nin penaltılarını Cihan, Ekrem, Gökhan Ünal, Holmen ve Göhhan attı. Kağıt üstünde penaltılara giden maçı IBB'nin kazanma olasılığı çok düşüktü ki öylede oldu. Cihan ve Gökhan penaltıyı üst direğe nişanlayınca kupayı kazanan taraf BEŞİKTAŞ oldu.

Beşiktaş'ın öne geçmesi ya da mağlup olması farketmedi, maç boyunca kenar yönetiminden herhangi bir müdahale yapıl(a)madı. Sahada olmayan Guti ve sarı kart ile oynarak ne yapacağı belli olmayan Ekrem'i çıkartmayan Tayfur Havutçu gençlere güveninin olmadığını herkese gösterdi. FM'de oyuncu değişikliği yapmayı bilmeyen cocuk gibi öylece izledi maçı. 120 dakika oynanan maçta sadece 2 oyuncu değişikliği yapmış olması, maç kaybedilse, skandal olarak nitelendirilebilirdi.

Son paragrafı Bozbaykuşlar ve Abdullah Avcı'ya ayırmak gerektiğini düşünüyorum. 6 sezondur taraftarı ve imkanı olmayan bir takımı Süper Lig'de tutmayı başaran Abdullah Avcı her türlü övgüyü fazlasıyla hakediyor. Avcı'ya yapılan "taraftar ve basın" baskısı yok ondan bu kadar başarılı eleştirileri, bu ligden çok iyi taraftar desteğine rağmen düşen takımları hatırladıkça, saçmadan öteye gitmiyor. Taraftarsız takım dedik ancak "şehrin yalnız takımının arkasında" olacağız parolası ile kurulan ve resmi olarak IBB taraftarı grubu olan Bozbaykuşlar bu kadar renksiz bir lige fazlasıyla renk kattı. Umarım gelecek senelerde katmaya devam edecek..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder