23 Eylül 2011 Cuma

Uzun bir aradan son maç yazısı

En son IBB ile oynadığımız kupa finalinden sonra maç yazısı yazmıştım -o maçtan sonra bloga çok fazla yazıda yazmadım, çaktırmayalım- aslında Tayfur'un zorunlu gidişi arkasından gelen Carvalhal'in Beşiktaş'ı geçen sezon Schuster sonrası Tayfur döneminde top oynayan Beşiktaş'tan farklı değildi. Bir önce ki yazıyı aynen kopyalıp sadece rakip takımların isimlerini değiştirmek yeterdi, maç yazısı yazmak için.

Tayfur yönetiminde oynadığımız futbolu beğenmeyen biri olarak Carvalhal'in oynattığı futbolada çok sıcak bakmıyorum ancak bugün Carvalhal "Beşiktaş bundan daha kötü olamaz" diyen herkesi "çok daha kötü bir Beşiktaş" kurarak şaşırtmayı başardı. Ekrem - Egemen bekler, Ismail sol açık, Simao forvet arkası, Edu ileride, 4-2-3-1 diziliminde çıktı sahaya. Ağustos'un ilk haftalarında olsak, hazırlık maçı yapamadı, oyuncuları tanıyor diye kendimizi avutabilirdik ancak takımın başında çıktığı altıncı maç ve Bursaspor deplasmanında bu kadar fanteziye ne gerek vardı? Henüz anlamış değilim.

Bursaspor'un ataklarını kesmek belki de faulle durdurmak adına yapılmış bir hamleyse bu sorunu savunmayı riske etmeden, tehlikeli olabilecek adama yakın markaj yapılmasını isteyerek önleyebilirsin. Mustafa Denizli yönetiminde ki 3-0 kazandığımız maçta Fink'i Alex'e vermesi gibi.. Zaten maçın başında yediğimiz golde Egemen ve Ismail'in kanadından geldi yani Carvalhal'ın kendince aldığı önlem işe yaramadı. Ayrıca dünyanın hiçbir yerinde sağ bek için Hilbert varken Ekrem tercih edilmez. Hatta inanımıyorum ki Ekrem'in babası teknik direktör olsa o bile Hilbert'i tercih eder.

Bursaspor deplasmanına daha önce Kartalspor maçında denediği taktik ile çıkan Carvalhal'ın yanlış tercihlerinden biride orta saha. Fernandes'in son haftalarda yaptıklarından sonra zaten ilk 11'de olacağı kesindi. Ancak Simao'yu forvet arkası oynayacaksan Fernandes'e ne gerek var yada soruyu şöyle sormak lazım; eğer ara pasları Fernandes atacak, hucumları Fernandes başlatacaksa Simao'ya ne gerek var? Simao yerine Ernst yada Necip tercihi ile orta saha biraz güçlü tutulup, Fernandes'in ileride oynaması daha mantıklı olurdu. Böylece ileride yapılmayan pres, orta sahada başlar ve rakibi top kaybına zorlanabilirdi.

Gel gelelim Beşiktaş hucumlarına. Şahan'ın Güvenspor'unu biliyoruz. O takımda her top Fink'e atılıyordu, Beşiktaş'ta da durum farklı değil. Hucuma çıkılacağı zaman top en az bir kere Quaresma'nın ayağına gelecek, o nasıl isterse öyle gerçekleşecek hucum. İsterse çalıma girecek, isterse pas verecek ne de olsa takımın dinamosu. Edu olayına hiç girmeyeceğim, Ailton ve Nobre'nin ortaya karışık hali gibi.. Schuster'in Beşiktaş'ın Guti'nin dışında beklerinde bindirmelerinden ötürü, hucumlar alternatifli olarak yapılabiliyordu ancak Tayfur ve Carvalhal Quaresma'ya çok güvendiği için hucumlar tekelden ve alternatifsiz olarak yapılıyor. Buda Beşiktaş'ın gol umudunu Quaresma'ya veya duran toplara bağlıyor ki goller genelde duran toplardan geliyor.

Tekrar Bursaspor maçına dönecek olursak.. Maçı tek cümleyle özetlemek gerekirse; futbolun adaleti yoktur. Twitter'da Quaresma'ya giydirmiştim, o konuya ya bu yazıda ya da başka bir yazıda geleceğiz. Şimdi sadece sahada oynanılan oyunu yazalım.

Bursaspor beklediğimden daha hırslı ve tempolu başladı maça ve sonucunu maçın başında Egemen-Ismail'den kurulu sol kanattan gerçekleştirdikleri hucumla aldılar. Altı pasın önünden Sidnei ve Sivok seken topa hamle bile yapmamışken Bursaspor'dan iki kişi yükselip vurdu kafayı.

Beşiktaş'ın hucumlarını şekillendirilmesi gereken oyuncular, kendilerine sadece top geldiğinde hareketlenip, bişiler yapmaya çalışıyorlar, top rakipteyken savunmaya yardım etmek yada ileride rakibi bunaltmak gibi şeylerle çok alakaları yok, Fernandes ve Aurelio ellerinden geldiğince orta sahada pres yapmaya çalıştılar ancak oda çok işe yaramadı. Yirmidördüncü dakikada Bangura'nın oyundan atılması, ikinci yarının başına kadar Beşiktaş'ın lehine olmadı.

İkinci yarıda Sağlam, "oyun benim kontrolumde olsun, kontradan ikiyi bulursam ne mutlu bana" diye düşünmüş olacak ki Battalla'yı oyundan çıkardı. Değişiklik sonrası Sağlam'ın planları pek işe yaramadı çünkü Bursaspor ayağında top tutamamaya ve oyunu kendi sahasında kabul etmeye başladı. Tüm bunlara rağmen Beşiktaş'ın kaçırdığı çok net bir pozisyon yok, ataklarda Quaresma'nın topları ezmesi, Simao'nun sürekli ikili mücadelelerde topu kaybetmesi, Beşiktaş'ın bir türlü pozisyona sokamadı. Zaten dakikalar atmışı gösterdiğin Carvalhal'den sahada ki çırpınan takımı, öldürücü hamle gelip Fernandes-Veli değişikliği geldi. Top ezen Quaresma, ayakta kalamayan Simao varken takımı pozisyona sokabilecek tek adamda çıkmış oldu oyundan. Maçın yetmişsekizinci dakikasında Quaresma, hareket yapayım derken kayarak düştü, topu almaya gelen Bursasporlu oyuncuyada makas ile hamle yapınca ikinci sarıdan oyundan ama kızmayın, oyundan çıkarken tribünlere karşı Beşiktaş armasını öptü!

O dakikadan sonra maçtan kopmaya başlayan Bursasporlu oyunculara cezayı dakika seksenyedide Sivok, Ismail'in orta sahadan kullandığı serbest vuruşa, güzel kafa vurarak kesti. Hemen iki dakika sonrasında az adamla yakalanan Bursaspor savunmasının arkasında koşu yapan Holosko'yu Ismail çok güzel gördü ve adrese teslim bir ortayla Beşiktaş'ı öne geçirdi... Bursaspor'un şampiyon olduğu sezon 2-1'den 2-3'ye gelip, o yağmurlu günde bizleri tribünde "hasssiktir" diye kitleyen Bursaspor'dan böylece rovanş alındı ancak hiç umut vaadetmeyen bir oyunla..

Böylesine bir galibiyet o gün o tribünde olan herkese armağan olsun...