20 Ocak 2012 Cuma

ÇARŞI Endüstriyel Futbola ...



3 Temmuz'da büyük olaylarla başlanan sürecin bugün itibari ile sonuna geldik. Kulupler Birliği, yayıncı kuruluş ve TFF derken "şike" yapanlara "bir defaya mahsuz puan silme" cezası verileceği kesinleşti. Sürecin başından beri FB'nin marka değerini korumak için çırpınan başkanımızı da tebrik etmek lazım, ilk kez uğraştığı bir şeyi istediği gibi sonuçlandırdı.

Beşiktaş JK'nin başkanının FB'yi kurtarmaya çalışmasından ne kadar rahatsız olduysam, ÇARŞI'nın olaylar ilk patlak verdiğinde ki "aklanın gelin" duruşunu değiştirmesinin arkasından büründüğü sessizlikte bir o kadar rahatsız edici. Her şeye muhalefetiz, ÇARŞI ota boka karşı diye yırtınanlar, RTE'nin annesi için pankart açmayı ihmal etmeyenler nasıl olduysa bütün bu süreci es geçti, yok saydı. Kimse "pankartın, bestenin cezası vardı" diyerek kendini avutmasın, yıllardır tribünde küfür etmenin cezası var, tribün bir kere küfür etmeyi bıraktı mı?

Bu süreçte herkesin cuvaldızı kendisine batırmasından yanayım. Koca kulupten biri çıkıp Demirören'e sen nasıl "şikecileri korursun, bu kulup şerefli ikinciliklerin kulubudur" dememesi ile ÇARŞI'ya laf edilmemesi arasında hiçbir fark yok. Kulup duruşunu belki kaybetmiş olabilir ancak görünen o ki ÇARŞI o duruşu kaybetmek için dünden razı şekilde bekliyormuş.

Bu nasıl taraftar grubudur ki 2003-2004de şampiyonluğumuzu çalan takımın ligde kalması için mücadele eden başkana ses çıkartmaz? Şerefsizce şampiyon olan takımı ligde tutmak için hemen hemen bütün kulupler el birliği ile mücadele ederken sözde adaletin, hakkın, hukukun yanında yer alan grup nasıl olurda bu sefer olanları sadece seyretmekle yetinir?

Keşke Demirören-ÇARŞI ilişkisini bu kadar gözümüze sokmasaydınız, keşke birilerinin adamı olmaktan çıkıp "hür iradenizle" bütün bu olaylara karşı tribünde pankartlar asıp, besteler söyleseydiniz, keşke kulubun kaybettiği duruşu siz herkese gösterseydiniz..

Başlığı tamamlayarak yazıya son verelim;

ÇARŞI endüstriyel futbola karşı değil, sessizce yanında..